Vestel Venüs Telefonları

Vestel Venüs İle %52 Yerli Akıllı Telefon Başarısı – Helal Olsun!

Vestel 5 farklı model de akıllı telefon üretmiş. En üst özelliklere sahip Venus 5.5V modeli orta segmente hitap eden bir model. En düşük modeli olan Venus 4.5 ise şuan piyasa da çok satılan birçok ünlü telefondan daha iyi özelliklere sahip. Telefonların nasıl özelliklere sahip olduğunu daha kolay anlamanız için en üst model ile en alt modelini piyasa da şuan da çok satılan tanınmış telefonlarla kıyaslamamız olacak. Telefon teknoloji sitelerinde de ele alınıp okuyucuların yorumlarına sunulmuş. Yorumlarda büyük bir kısmı böyle bir girişimi överken arada çıkan bir iki kişi Samsung S5, HTC One M8, iPhone 5S ayarında bir telefon yapılmadı diye telefonu yerden yere vurmuşlar. O arkadaşların unutmamaları gereken bir durum var. Bu firmalar bu sektörde yıllardır var olan firmalar. Bu sebeple bu kadar yüksek özelliklerde üretilen bu telefonların pazarlama ve servis açısından oluşabilecek her türlü soruna karşı deneyimli firmalar. Vestel ise kendi markası altında ilk defa akıllı telefon piyasasına çıkıyor, bu sebeple hem tecrübe kazanmak hem de oluşan sorunlara çözümler üretebilmek için orta ve alt segmentle piyasaya giriş yapması gerçekten akıllıca. Birde bu %52’lik yerli olarak üretilmiş. Şimdilik İşlemci, Ram gibi önemli alanları ithal ediyor ama Kasası, Ekranı, Anakartı olmak üzere bir çok önemli parça Vestel’in Manisa tesislerinde üretiliyor. Vestel

Grafik webrazzi.com dan alıntıdır.

Neden Rusya internet yatırımlarında Türkiye’yi 4’e katlıyor

Rusya internet pazarında Avrupa’yı bile geçip Amerika, Çin gibi devletlerle kapışmaya başladı. Keza Rus oyun firmalarıda aynı kapsamda dünyanın önemli ülkelerinden biri olmuş sayılır. Rusya bunu bizim gibi içine kapanmaya çalışan CHP’liler olmadığı için rahat yapıyor. CHP’liler diyorum çünkü yıllardır güddükleri siyaset Türk’ün Türk’den başka dostu yoktur, o yüzden onları bırakıp sadece kendi içizde yaşayalım dışarıdan dost aramayalım siyasetini en çok onlar yapıyor. Şimdi doğruya doğru, Rusya ise kendi içine kapanmak yerine çöküşünden sonra bile gene somürdüğü ülkeleri kontrol altında tutmaktan geri kalmadı. Biz ise Osmanlı yıkıldıktan sonra o kadar içimize kapandık ki bize sığınan Azeri İlim adamlarını gidip Ermenilere teslim edip gözlerimiz önünde katledilmesini sağladık. Rusya’nın kendi nüfusü yaklaşık 140 milyondan fazla, daha önce sömürdükleri Türki devletleri ve ona gönül bağı olan doğu avrupa devletlerinde de Rusça konuşanların sayısı ile birlikte yaklaşık 300 milyon civarı bir nüfusa hitap ediyorlar. Dikkat ediyorum çıkardıkları hemen her projeye hemen Kazakça, Özbekçe, Kırgızca, Ukraynaca, Romence, Lehçe gibi dillerin desteklerini ekliyorlar, bu da gösteriyorki biz niye Suriye ile niye şura ile niye bura ile ilgileniyoruz diye hayıflanmak yerine, bu durumu daha nasıl artırırız çabasında olmamız gerekiyor. Türk firmaları internet projelerinde neler yapması gerekli? Öncelikle yaptığımız internet projelerine muhakkak Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan,

Sade Poğaça ve Peynirli Poğaça Fotoğrafları - 2

Sade Poğaça ve Peynirli Poğaça Fotoğrafları

Her Türk’ün simitten sonra en çok tercih ettiği sabah kahvaltısı, sade poğaça ve peynirli poğaça. Poğaçalar Saraylı pastanesinin poğaçalarıdır. Lezzeti noktasını soracak olursanız şubelerinden sattıkları çok iyi sayılır ama bu şubesinden değilde çevre satıcılara verdiklerinden, bazen acayip bir kokusu oluyor, insanı yemekten soğutuyor. O yüzden siz siz olun poğaçanızı asıl üreten yerin kendi satış mağazasından alın. Poğaça kelimesine gelicek olursak küçükken bir çay ocağında çıraklık yapana kadar adını poça olarak bilirdim, bazı yerler bohça derlerdi bazılarıda poğça, ama asıl adı poğaçaymış, müşterimiz olan bir avukat bu konuda bizi aydınlattı, kendisine teşekkür ederim. Poğaça aşırı miktarda fabrikasyon katı yağ kullanıldığı için çok yüksek oradanda enerji vardır ve bu sebeple vücut için ciddi zararlı yiyecektir. Bende Türk aklı olarak genelde poğaçaları sadece sade, yada sadece peynirli veya kaşarlı gibi tek bir türden almak yerine bir sade, bir peynirli, bir zeytinli alıyorum, böylece hem günlük peynir ihtiyacını hem de zeytin ihtiyacını karşılamış oluyorum sadeyide ekmek niyetine götürüyorum Farklı bir açıdan bakarsanız mantıklı bir fikir, denemenizde yarar var Poğaça Fotoğraflarımız yüksek boyuttadır, dilerdiğiniz kişisel ve ticari işinizde kullanabilirsiniz, yalnız web sitelerinde paylaşırken foto üzerindeki imzayı silmeyiniz ama ticari reklam vs. kullanımlarınızda silebilirsiniz. Web sitelerinizde kullanırken imzayı silmeniz gerekiyorsa da sayfanın sonuna alıntı belirtirseniz sevinirim,

Artık google sıralamalarından yükselmek için SEO'ya para basmaktan çok SSL sertifikasına para bayılmak zorunda kalacağız.

Websitelerinde HTTPS zorunlu oluyor

Google daha önceleri Gmail’de ikide bir verileri çaldırdığı için kendi sitelerinde HTTPS’ye geçmişti. Şimdi ise diğer insanların web sitelerinide HTTPS’ye geçmeye zorluyor. Neymiş SSL kullanan web siteleri Google sıralamalarında daha üst sırada çıkarılacakmış. Ulan aç tavuk senin derdin ne ki millete bu zorunluluğu getiriyorsun. Ya VeriSign’i ve Comodo’yu falan satın aldı ya da satışlardan fifti fifti anlaştı ki bu saçma karara imza atıyor. Ben hosting masrafları artık belimi bükmeye başlıyor diye ücretsiz hosting arayıp oradan masraflarımı kısmaya çalışırken bi de işim yokmuş gibi senede en az 30 liradan başlayan SSL sertifikası ücretlerimi ödeyeceğim. O da en az, belki ona da bu beş para etmez adam akıllı bir SSL sertifikası al diye burun kıvıracak. Piyasa da ortalama SSL sertifikaları 100 liradan başlıyor. HTTPS için SSL sertifikası ücretleri ne kadar? En ortalama SSL ücretleri COMODO’do var. 50 TL ile 1000 TL arasında değişiyor, bunlar ortalama seviyedeki ücretler. Hele ki e-ticaret siteniz var ise senelik 500 TL’dan aşağısı size kurtarmaz. Birde VeriSign var ki, şuan da bildiğim kadarıyla piyasanın en iyisi, on da fiyatlar 2500 TL civarı. Yani bir gerzek firma istedi diye bütün millet SSL’ye mi geçecek şimdi. Üstelik insanların büyük kısmı şuan mecburen Google aramalarından geçinirken, neredeyse tüm kazancı bu merete

Ramazan bayramınız kutlu olsun!

Ramazan bayramınız kutlu olsun

Tüm İslâm aleminin ve sevdiklerimin bayramını kutlarım. Hayırlı bayramlar… – – – – – Görsel kaynakları: https://dribbble.com/shots/1619013-Ramadan-Kareem-2014 https://dribbble.com/shots/882767-Ramadan-Wallpaper

Türkiye'de domain satış piyasası

Türkiye’de domain satış pazarı

Ya bu simsarlığı oldu olası hiç sevmemişimdir. Eskiden mahalle esnaflarına büyük mağaza zincirleri darbe vuruyor diye hayıflanırdık şimdi buna bu domain simsarları eklendi. Neredeyse tüm önemli kelimeleri satın alıyorlar ortalama fiyatıda 5000 dolardan açıyorlar. Yahu o fiyatı küçük esnafımız nasıl versin. Anca büyük esnaf verir, onunda öyle domainlerle fazla işi olmaz. Bi de pazarlığa da gelmiyorlar, diyorsun ki sen ne fiyat istiyorsun, diyor ki XXXX rakamlarında, diyosunki benim potansiyelim 2bin, bi pazarlık yapmadan kestirip atıyorlar. Yani bi konuşsan belki biraz ben çıkıcam, sen biraz inicen, birazı peşin birazı başka yollarla ödeyip gidicez belki. Ama parasını verebileceksen bu fiyat veremiyeceksen dükkanın önünü kapama havası ile kaç senede satacaksın o domaini. Yani tamam tek kelime domainlerde istediklerini yapsınlar. Mesela araba.com diyelim, böyle bir domaini satsın istediği fiyattan, çünkü bu domaini almayı düşünen adamlar büyük oranda büyük sermayeli bir firmadır. Ama arabayedekparcalari.com domaininden ne istiyorsun, bu domaine anca küçük esnaf göz diker, buna da tek kelime domainene yapılan fiyat muhamelesi yapılır mı. Yani böyle inciğini cinciğini çok çıkartıyorlar. Kısacası hem piyasanınİkinci üçüncü kelimelere hatta neredeyse dördüncü kelimelere bile inecekler. Bazen bu yıl satılan domain şeklinde teknoloji haber sitelerinde istatistikler yayınlamaktalar. Sanırım en iyi satış istatistiklerini 2012 yılında yakalamış ve git gide düşüyorlar. Çünkü

Youtube Kanal Profil Linki Alma

Youtube Kanal Profil Linki Alma

Youtube’da eskiden kanal sistemi yokken bir profille sadece bir yere videolarımızı yükleyebiliyorduk ve Youtube profilimiz linkimiz şu şekil görünüyordu http://www.youtube.com/isakoc gibi. Daha sonra Youtube’ye kanal özelliği geldi ve bu sayede tek bir profilden farklı amaçlar altında istediğimiz kadar kanal oluşturarak videolarımızı dilediğimiz kanalda görünecek şekilde yükleyebilmeye başladık. Fakat kanallar da Youtube profil linkleri aşağıdaki gibi karmaşık hallerde görünmekte. Bu hem takipçileriniz açısından cazip görünmüyor hem de kanalı kullandığınız ürün için prestij kaybına neden oluyor. http://www.youtube.com/channel/UCNF1ZgxjK57x2_BRBaYoXBw Youtube kanallarında profil linki alma imkanı yok mu? Var tabiki. Dilediğiniz kanal için boşta dilediğiniz kanal profil linkini alabilirsiniz. Böylece kanalınız yukarıdaki karmaşık URL görüntüsünden kurtulup http://www.youtube.com/KANALADI şeklinde hoş bir görüntüye kavuşacaktır. Youtube kanal profil linki nasıl alınır? 1 – Birinci adımda öncelikle Youtube’da oturum açın, eğer oturumunuz açıksa daha önceden oluşturduğunuz kanalınıza geçip yapın ve Youtube gelişmiş hesap ayarları linkine tıklayarak kanalın gelişmiş hesap ayarları sayfasına gidin. 2 – Açılan Youtube gelişmiş hesap ayarları sayfasın da üst tarafta kanal ayarları kısmını göreceksiniz. Hemen altında aşağıdaki resimdeki gibi kanalınızın hali hazırda var olan URL görünümünü göreceksiniz. URL’nin yanında Özel URL oluştur linki mevcut, bu linke tıklayın. 3 – Kanalınız için Özel URL oluşturma sayfasına geleceksiniz. Burada “Özel kanal URL’si oluşturma” kutusuna başkasının kullanmadığı bir URL

%100 Türk sosyal ağ sitesi

%100 Türk sosyal ağ sitesi

İstiyorum ki %100 Türklere özel, Türk diline, coğrafyasına, kültürüne özel bir sosyal ağ sitemiz olsun. Ruslar ve Çinliler yaptığını bizde yapalım. Sosyal ağ sitesinde olması gereken en önemli özellik üye sayısıdır. Arkadaş veya aile çevrende kullanım oranıdır. Ve hemen ardından özelliği, işlevselliği gelir. Ülkemizin ilk sosyal ağ sitesi sanırım Siberalem oluyor. O zamanlar kız internetten tavlanır mantığı yüzünden siberalemin yaptığı iş çok tuttu ve Türk internet kullanıcıları arasında sosyal ağ mantığı bunun üzerine kuruldu. Peşpeşe rakipleri açıldı. Bu rakipler arasında en farklı işlevselliği Yonja.com sunmuştu. Kendine sürekli yeni özellikler eklemeye çabalaması onu diğer sitelerden ayırdı ve kısa sürede 500Bin üyeye ulaşarak zamanının Türkiye rekorlarını kırmıştı. Hatta o kadar popülerdiki online alışveriş sitesi olan yonjashop’u kurmuştu. Fakat ana fikir olarak hep kız tavlama üzerine kurulu olması, daha doğrusu sosyal ağ sitelerimiz bu fikir üzerine kurulu olup, fikirlerini genişletmemeleri onların sonunu getirdi. Peşine Facebook’un Rusya ve Çin dışında tüm neredeyse tüm dünyayı ele geçirmesi karşısında maalesef bizde susup ona uyduk. İsterdim ki Facebook yerine Rus’ların Odnoklassniki.com (ok.ru) ile VK.com ile yaptığını, Çin’lilerin Weibo, Tencent, Qzone ile yaptığını biz kendi ülkemizde yapalım. Yapalım çünkü dilimiz tüm dünya dillerinden zıt bir düzende olduğu gibi mantık yapımızla zevklerimizde neredeyse tüm dünya halklarına zıt. Üstelik sadece

Öğrenci belgesi alma, sorgulama ve doğrulama

Öğrenci belgesi alma, sorgulama ve doğrulama

Öğrencilik kim ne derse desin zor meslek. Ben okumayı sevmedim, hele takım elbise giymek çoğu zaman sinirimi bozmuştur. Biraz kafa basıyor bazı şeylere ama ne bilim hocalarla kafamız uyuşmuyor genelde. Ama kafam uyuşan bir hoca olduğu zaman da acayip çalışırım onun derslerine. Daha doğrusu derste o ne anlatırsa şıppadanak anlarım, derse tekrar çalışmama bile gerek kalmaz. Ama ne hikmetse hocaların büyük kısmı öğrenciyi kendinden soğutmayı başarıyor, bende en ufak kıl tavrında hocadan direk soğuyorum. Hatta bir keresinde ortaokul 2. sınıfta bir hocam çok sinirlerimi bozdu, aradan 14 sene geçmiş hala derttir içimde. Orta okul bitene kadar bir kaç dersi hariç okul bitene kadar hiçbir dersine girmedim. Gerçi onunda durumu pek iplediği söylenemez sanırım. Öğrenciliğin en zor kısmıda ders kitabı okumaktan bunalanlar için evde ders çalışmak. Gerçi ilgimi çeken alanda bir ders oldumu gece gündüz uyumadan deliler gibi çalışırım o derse ama dünyanın kaderidirki sadece sevdiğin derslerden oluşan bir okul yok maalesef. Keşke olsaydı tabi. Çünkü insan sevdiği konu oldumu onun üzerine öğle bir yoğunlaşıyor ki az daha zorlasa o konunun dünyada sayılı kişilerinden olacak. Öğrenciliğin nimetleride var tabi, örneğin birçok yere ücretsiz yada çok uygun fiyata girebilme imkanı, bir hizmeti çok uygun fiyata kullanma imkanı. Bunların en başında paso gelir

En iyi Wordpress yorum eklentileri

En iyi WordPress yorum eklentileri

WordPresste yazı yazmanın dışında en önemli olan şey yazılarınıza birilerinin yorum yazması. Ama günümüzde insanlar teknolojinin getirdiği hantallık ve tvlerde yapılan büyüler sayesinde o kadar üşengeç oldu ki artık isim soyisim, mail adresi, web site gibi bilgileri bile girmeye üşenmekteler. Tabi buna birde Facebook ile Google+’un etkiside var. Nasıl derseniz bir çok web sitesi (bloglar, haber siteleri, portallar vs.) yorum bölümlerinde Facebook yorum eklentisini veya Google+ yorum eklentisini kullanıyor. Böylece zaten üye girişi yapmış olduğumuz bu siteler sayesinde yorum yapmakta kullanılacak genel bilgilerimizi wordpress bloglarında yorum yaparken tekrar tekrar girmek zorunda kalmıyoruz. Bu sayede insanlar aynı sohbet ederken yaptıkları gibi yorumlarını ardı ardına yazıyor ve yazılarımıza lezzet katıyorlar, tabi araların da bazen acı yorumlar da gelmiyor değil hani Bir zamanlar OpenID gibi bir proje vardı, bu proje sayesinde WordPress, Yahoo, Google, Hotmail, LiveJournal, Technorati ve Aol gibi sitelerde hesabı olanlar OpenID destekleyen web sitelerine tek tık ile bilgilerini girip hem üye olacaklardı hem de yorum yazmakta kullanabileceklerdi. Tabi bu proje halen devam ediyor ama başta Facebook olmak üzere, hemen arkasından Google gelmek üzere ciddi manadaki üye sayısını kullanarak bu projenin dışına çıkıp kendi tekellerini kurdular. Bu tekel olma furyasına biraz geçte olsa WordPress’te katılmış durumda. Artık ciddi bir kullanıcı kitlesine

Google Plus toplu arkadaş ekleme

Google Plus takipçi artır, toplu arkadaş ekleme

Google Plus’un Facebook gibi sadece yakın tanıdığımız kişilerle iletişim kurmanın dışında tanımadığımız kişilerle de iletişim kurma imkanı onu farklı kılıyor. Özellikle web sitesi sahipleri ya da konular üzerine fikir alışverişi yapmayı sevenler için çok özel bir yer. Facebook’a oranla paylaşımlar üzerinde etkileşimi daha fazla. Örneğin paylaştığınız bir fotoğraf üzerinden bir kişi ile sohbete başladığınız da, bu sohbeti ikinizin de çevresindeki arkadaşlara da yansıtarak sohbet çeşitliliğini artırıyor. Ayrıca paylaşımların yanında bulunan +1 butonu da bize eski bir forum alışkanlığını daha zevkli halde sunarak o butona basmamızı sağlıyor. Bu da paylaştığınız içeriğin daha çok ilgi görmesine daha çok çevreye ulaşarak muhabbetin derinleşmesine sebep oluyor. Bir diğer önemli özelliği, bana göre en önemli özelliği paylaşımlarınıza Google torpili gelmes. Google haliyle dünyanın en çok kullanılan arama motoru, elinde bu nokta da ciddi bir tekel var. Bu özelliğini hiç sevmesem de şimdilik bu Google meretine el mahkum. Web sitenizde ya da başka bir yerdeki paylaşımlarınız eğer Google+’da paylaşılırsa ya da +1’lenirse Google, ona arama motoru sıralamasında bir öne geçme imkanı veriyor. Paylaşımınız ne kadar çok +1’lenirse veya paylaşılırsa o kadar çok yukarı tırmanmanızı sağlıyor. Kısaca Google, sen benim sırtımı kaşı, ben de senin sırtını kaşıyayım diyor. Bu iki önemli sebepten dolayı Google plus’da ne kadar

SANYO DIGITAL CAMERA

Türk milletini bu kadar mı başkalaştırdılar?

Allah’a çok şükür ki milletimiz bin yıldan fazladır yardım dileyenden yardımını, ama dileyenden merhametini esirgememiştir. Fakat şu cumhuriyet döneminden itibarendir ki bu millet o millet midir, o millet bu millet midir anlayamadım. Son 80 yıldır en başta medya organların da, sonra da kendini komik sanan komedyen tayfalarının arasın da sürekli Türkler ne yaparsa en salağını yapar, Türkler yapmaz çünkü en uyuşuk, en çakal, en uyanıklığa kaçan millet bizimkisidir fikrini çok fena satmışlar. Hani derler ya kırk defa dersen olurmuş diye. İşte orada bir yanlışımız var. Beddua bir gerçektir, hak edene edersen onu ya bu dünya da ya öbür dünya da zora sokarsın, hak etmeyene edersen bu kez sen aynı duruma düşersin. İşte bizlerde son 80 yıla yakın bir zamandır biraz önce bahsettiğim şekilde kendi milletimize beddua etmekten bıkmadık ve o beddua da bir miktar tutmuş gibi. Bugün yine teknoloji haberlerine bakıyordum, Almanya menşeili Türk firması Crytek’in çıkarttığı Crysis oyunu ile alakalı haber var. Biliyorsunuz ki bu firma dünya’da ilk defa Türkçe dublajlı popüler bir oyunu hem de Türk tarafından yapılarak dünya piyasasına sunmuş ve bizi çok gururlandırmıştı. Ben de o dönem de oyunla ilgili Crysis 2 Türkçe isimli bir yazı yazmıştım. İşte bu firma oyunun diğer versiyonların da istediği başarıyı