%100 Türk sosyal ağ sitesi

İstiyorum ki %100 Türklere özel, Türk diline, coğrafyasına, kültürüne özel bir sosyal ağ sitemiz olsun. Ruslar ve Çinliler yaptığını bizde yapalım. Sosyal ağ sitesinde olması gereken en önemli özellik üye sayısıdır. Arkadaş veya aile çevrende kullanım oranıdır. Ve hemen ardından özelliği, işlevselliği gelir. Ülkemizin ilk sosyal ağ sitesi sanırım Siberalem oluyor. O zamanlar kız internetten tavlanır mantığı yüzünden siberalemin yaptığı iş çok tuttu ve Türk internet kullanıcıları arasında sosyal ağ mantığı bunun üzerine kuruldu. Peşpeşe rakipleri açıldı. Bu rakipler arasında en farklı işlevselliği Yonja.com sunmuştu. Kendine sürekli yeni özellikler eklemeye çabalaması onu diğer sitelerden ayırdı ve kısa sürede 500Bin üyeye ulaşarak zamanının Türkiye rekorlarını kırmıştı. Hatta o kadar popülerdiki online alışveriş sitesi olan yonjashop’u kurmuştu. Fakat ana fikir olarak hep kız tavlama üzerine kurulu olması, daha doğrusu sosyal ağ sitelerimiz bu fikir üzerine kurulu olup, fikirlerini genişletmemeleri onların sonunu getirdi. Peşine Facebook’un Rusya ve Çin dışında tüm neredeyse tüm dünyayı ele geçirmesi karşısında maalesef bizde susup ona uyduk. İsterdim ki Facebook yerine Rus’ların Odnoklassniki.com (ok.ru) ile VK.com ile yaptığını, Çin’lilerin Weibo, Tencent, Qzone ile yaptığını biz kendi ülkemizde yapalım. Yapalım çünkü dilimiz tüm dünya dillerinden zıt bir düzende olduğu gibi mantık yapımızla zevklerimizde neredeyse tüm dünya halklarına zıt. Üstelik sadece

Öğrenci belgesi alma, sorgulama ve doğrulama

Öğrencilik kim ne derse desin zor meslek. Ben okumayı sevmedim, hele takım elbise giymek çoğu zaman sinirimi bozmuştur. Biraz kafa basıyor bazı şeylere ama ne bilim hocalarla kafamız uyuşmuyor genelde. Ama kafam uyuşan bir hoca olduğu zaman da acayip çalışırım onun derslerine. Daha doğrusu derste o ne anlatırsa şıppadanak anlarım, derse tekrar çalışmama bile gerek kalmaz. Ama ne hikmetse hocaların büyük kısmı öğrenciyi kendinden soğutmayı başarıyor, bende en ufak kıl tavrında hocadan direk soğuyorum. Hatta bir keresinde ortaokul 2. sınıfta bir hocam çok sinirlerimi bozdu, aradan 14 sene geçmiş hala derttir içimde. Orta okul bitene kadar bir kaç dersi hariç okul bitene kadar hiçbir dersine girmedim. Gerçi onunda durumu pek iplediği söylenemez sanırım. Öğrenciliğin en zor kısmıda ders kitabı okumaktan bunalanlar için evde ders çalışmak. Gerçi ilgimi çeken alanda bir ders oldumu gece gündüz uyumadan deliler gibi çalışırım o derse ama dünyanın kaderidirki sadece sevdiğin derslerden oluşan bir okul yok maalesef. Keşke olsaydı tabi. Çünkü insan sevdiği konu oldumu onun üzerine öğle bir yoğunlaşıyor ki az daha zorlasa o konunun dünyada sayılı kişilerinden olacak. Öğrenciliğin nimetleride var tabi, örneğin birçok yere ücretsiz yada çok uygun fiyata girebilme imkanı, bir hizmeti çok uygun fiyata kullanma imkanı. Bunların en başında paso gelir

En iyi WordPress yorum eklentileri

WordPresste yazı yazmanın dışında en önemli olan şey yazılarınıza birilerinin yorum yazması. Ama günümüzde insanlar teknolojinin getirdiği hantallık ve tvlerde yapılan büyüler sayesinde o kadar üşengeç oldu ki artık isim soyisim, mail adresi, web site gibi bilgileri bile girmeye üşenmekteler. Tabi buna birde Facebook ile Google+’un etkiside var. Nasıl derseniz bir çok web sitesi (bloglar, haber siteleri, portallar vs.) yorum bölümlerinde Facebook yorum eklentisini veya Google+ yorum eklentisini kullanıyor. Böylece zaten üye girişi yapmış olduğumuz bu siteler sayesinde yorum yapmakta kullanılacak genel bilgilerimizi wordpress bloglarında yorum yaparken tekrar tekrar girmek zorunda kalmıyoruz. Bu sayede insanlar aynı sohbet ederken yaptıkları gibi yorumlarını ardı ardına yazıyor ve yazılarımıza lezzet katıyorlar, tabi araların da bazen acı yorumlar da gelmiyor değil hani 😉 Bir zamanlar OpenID gibi bir proje vardı, bu proje sayesinde WordPress, Yahoo, Google, Hotmail, LiveJournal, Technorati ve Aol gibi sitelerde hesabı olanlar OpenID destekleyen web sitelerine tek tık ile bilgilerini girip hem üye olacaklardı hem de yorum yazmakta kullanabileceklerdi. Tabi bu proje halen devam ediyor ama başta Facebook olmak üzere, hemen arkasından Google gelmek üzere ciddi manadaki üye sayısını kullanarak bu projenin dışına çıkıp kendi tekellerini kurdular. Bu tekel olma furyasına biraz geçte olsa WordPress’te katılmış durumda. Artık ciddi bir kullanıcı

Google Plus takipçi artır, toplu arkadaş ekleme

Google Plus’un Facebook gibi sadece yakın tanıdığımız kişilerle iletişim kurmanın dışında tanımadığımız kişilerle de iletişim kurma imkanı onu farklı kılıyor. Özellikle web sitesi sahipleri ya da konular üzerine fikir alışverişi yapmayı sevenler için çok özel bir yer. Facebook’a oranla paylaşımlar üzerinde etkileşimi daha fazla. Örneğin paylaştığınız bir fotoğraf üzerinden bir kişi ile sohbete başladığınız da, bu sohbeti ikinizin de çevresindeki arkadaşlara da yansıtarak sohbet çeşitliliğini artırıyor. Ayrıca paylaşımların yanında bulunan +1 butonu da bize eski bir forum alışkanlığını daha zevkli halde sunarak o butona basmamızı sağlıyor. Bu da paylaştığınız içeriğin daha çok ilgi görmesine daha çok çevreye ulaşarak muhabbetin derinleşmesine sebep oluyor. Bir diğer önemli özelliği, bana göre en önemli özelliği paylaşımlarınıza Google torpili gelmes. Google haliyle dünyanın en çok kullanılan arama motoru, elinde bu nokta da ciddi bir tekel var. Bu özelliğini hiç sevmesem de şimdilik bu Google meretine el mahkum. Web sitenizde ya da başka bir yerdeki paylaşımlarınız eğer Google+’da paylaşılırsa ya da +1’lenirse Google, ona arama motoru sıralamasında bir öne geçme imkanı veriyor. Paylaşımınız ne kadar çok +1’lenirse veya paylaşılırsa o kadar çok yukarı tırmanmanızı sağlıyor. Kısaca Google, sen benim sırtımı kaşı, ben de senin sırtını kaşıyayım diyor. Bu iki önemli sebepten dolayı Google plus’da ne kadar

Türk milletini bu kadar mı başkalaştırdılar?

Allah’a çok şükür ki milletimiz bin yıldan fazladır yardım dileyenden yardımını, aman dileyenden merhametini esirgememiştir. Fakat şu cumhuriyet döneminden itibarendir ki bu millet o millet midir, o millet bu millet midir anlayamadım. Son 80 yıldır en başta medya organların da, sonra da kendini komik sanan komedyen tayfalarının arasın da sürekli Türkler ne yaparsa en salağını yapar, Türkler yapmaz çünkü en uyuşuk, en çakal, en uyanıklığa kaçan millet bizimkisidir fikrini çok fena satmışlar. Hani derler ya kırk defa dersen olurmuş diye. İşte orada bir yanlışımız var. Beddua bir gerçektir, hak edene edersen onu ya bu dünya da ya öbür dünya da zora sokarsın, hak etmeyene edersen bu kez sen aynı duruma düşersin. İşte bizlerde son 80 yıla yakın bir zamandır biraz önce bahsettiğim şekilde kendi milletimize beddua etmekten bıkmadık ve o beddua da bir miktar tutmuş gibi. Bugün yine teknoloji haberlerine bakıyordum, Almanya menşeili Türk firması Crytek’in çıkarttığı Crysis oyunu ile alakalı haber var. Biliyorsunuz ki bu firma dünya’da ilk defa Türkçe dublajlı popüler bir oyunu hem de Türk tarafından yapılarak dünya piyasasına sunmuş ve bizi çok gururlandırmıştı. Ben de o dönem de oyunla ilgili Crysis 2 Türkçe isimli bir yazı yazmıştım. İşte bu firma oyunun diğer versiyonların da istediği başarıyı

Skype’ye cep telefonların da neden kolay üye olamıyoruz?

Cep telefonlarının popüler iletişim uygulamalarından Whatsapp şimdilik sadece yazılı ve sesli mesaj atma, dosya paylaşma gibi basit işler yapıyor. Viber ise eskiden olan videolu görüşme özelliğini durdurarak şimdilik sadece yazışma, sesli görüşme ve sesli mesaj gönderme imkanı veriyor. Bu uygulamaların dışında Skype ise hem yazışma imkanı sunmasının yanı sıra, sesli ve görüntülü görüşme özelliği ve aynı zaman da sesli ve görüntülü mesaj gönderme özelliği ile rakiplerinden kat kat öne geçiyor. Geçiyor geçmesine ama çok önemli bir eksiği var. Rakipleri olan Whatsapp ve Viber sadece saniyeler için cep telefonu numarası üzerinden hesap açma imkanı sunuyor ama Skype’nin bu konuda durumu kritik sayılır. Çünkü sadece manuel kaydolarak hesap oluşturuyorsunuz ve sadece arkadaşlarınızdan Skype adresini bilipte listenize eklediğiniz takdirde karşı tarafta onaylarsa görüşme yapabiliyorsunuz. Bu eski kafalılığı sayesinde kullanım oranı acayip düştü. Millet gidipte uzun üyelik aşamalarıyla aktivasyonla uğraşmıyor, kuruyor Whatsapp’ı otomatikman hesap açılıyor ve cep telefonu listende olan Whatsapp kullanıcılarını otomatikman sana ekliyor. İşte skype’nin yapması gereken bu, telefona kurulur kurulmaz eğer hali hazırda bir Skype hesabınız yoksa otomatik bir hesap oluşturmalı ve normalde hesabında ekli kullanıcıların yanına cep telefonu rehberindeki kişileride otomatik listeye ekleme, bak o zaman skype kulanımına. İncelediğim kadarıyla viber, line, wechat, whatsapp arasında en iyisi Skype, ama eski kafalı.

WordPress blog sahipleri spam yorumlardan kurtulun

Bir çoğumuz internette günlük tutmak için en başta WordPress sonrasında ise Blogger kullanıyor. Blogger’ın spam yorumlar konusunda kendine has çözümü var.  WordPress’in alt yapısı seo açısından çok ileri derecede avantajlı. Hal böyle olunca bu avantajdan yararlanmak isteyen bazı karaktersiz site sahipleri asalaklar gibi piyasadaki tüm WordPress bloglara asalaklar gibi saldırıyor, içleri kimi zaman uygunsuz siteler kimi zamanda sahte satış siteleri için spam yorumlar bırakmaya çalışıyor. Bizi bu dertten kurtaracak çözümler mecburen sitelerimizi yavaşlatan eklentilere sarılmak oluyor. İlk zamanlar Akismet eklentisi kullanıyordum, bu eklenti spam yorumları filtreliyor ama bir daha gelmelerine engel olmuyor, sadece spam yorum kaydını alıp yorumlardaki spam başlığına taşıyor. Bazı zamanda gerçek kullanıcılara ait yorumlarıda spam klasörüne attığına çok kez şahit oldum. Böyle olunca biriken yüzlerce spam yorumu tek seferde silemiyor, aralarında gerçek kullanıcılara ait yorumlar var mı diye tek tek kontrol ediyordum. Bir de kayıt altına alınan yüzlerce yorum database de ciddi bir şişkinliğe sebep olarak ayrı bir yavaşlama sebebi oluyor. Bu eklentinin zararının yararından fazla olduğunu görünce onu bırakıp SI CAPTCHA Anti-Spam eklentisine geçtim. SI CAPTCHA 4 haneli harf ve rakamlardan oluşan bir doğrulama seçeneği sunuyor, önceleri iyi iş görüyordu ve basit doğrulaması sayesinde kullanıcı pek fazla rahatsız etmiyordu ama spam yorumcular bu eklentiyi alt etmekte pek

Trafikte nasıl motosiklet kullanılır?

Abim orjinal Alman MZ’lerinin Türkiye’de satıldığı dönemde Kuralkan’da (Şimdi Kanuni oldu) motosiklet test uzmanıydı. Daha sonra kendi işyerini açtığında ben 11 yaşındaydım, beni dükkana bıraktığında çalışan motosikletden birini alır o görmeden binerdim, kendisi her ne kadar babamın korkusuna motosiklete binememe engel olmaya çalışsa da motosiklet sürmeye başlayalı yaklaşık 18 yıl olmuş. Bi kuryeci gibi günlük sürücü değilim, İstanbul sokaklarında onlar gibi günde 250-300 km yol yapmıyorum ama hatırı sayılır miktarda tecrübemiz olduğunu düşünüyorum. Aradan geçen bunca süre de motosikletçilerin en büyük derdinin 2 teker üstünde olmanın riski değil, trafikte onlar yokmuş gibi davranan 4 tekerlekliler olduğudur. Özellikle taksi sürücüleri olmak üzere (tırlar bile onlardan daha anlayışlı) birçok araç motosikletlerin yollarda olmaması gerektiğini düşünüyorlar diye hissediyorum. Bazı 4 tekerli şoförler önlerine motosiklet çıktığı zaman diğer şerite geçip gitmek yerine bazen sellektör, bazende kornaya basıp motosikletlinin nereye olursa olsun önlerinden çekilmelerini isterler. 2000’li yılların başına kadar ülkemizde motosiklet iş amaçlı kullananlar ve ona bağımlı hasta motorcular tarafından özellikle alındığı için piyasa da hem kaliteli motosikletler hem de kaliteli motorcular vardı. 2000’den sonra patlayan Çin malı çöpler sayesinde motosiklet piyasası büyük oranda acemi motorcularla doldu. Hal böyle olunca bu araçların tacizleri ciddi kaza artışına sebep olmaya başladı. Peki bir motosikletli trafikte nasıl sürmelidir?

THK-13 uçan kanat, Türk hayalet bombardıman uçağı, Kopyası Amerikan B2 Bombardıman Uçağı

THK-13 uçan kanat, Türk hayalet bombardıman uçağı, Amerikan tarafından kopya edilerek 1981’de üretilen B2 Bombardıman Uçağı, şu anda 1 adetinin piyasa satış fiyatı tam 1 Milyar $’dır. Biz ize bu uçağı ilk üreten ülke olduğumuzu biliyor muydunuz? 1948 yılında Türk Hava Kurumu (THK) tarafından üretilen THK-13 Uçan Kanat Türk hayalet uçağımız gene 1948 yılında bir yahudi olan Sedat Simavi tarafından kurulan ülke içindeki en büyük vatan haini yetiştirme ve kullanma kurumlarından olan Hürriyet gazetesi ve aynı fikir ve duygu bağını taşıyan diğer yayın organları tarafından önce kötülenerek sonrada yaptığı bir kaza üzerine tüm üretimleri iptal ettirilerek uçak üretim piyasasından çekildiğimizi biliyor muydunuz? Ne acıdır ki böyle değerli bir projenin son bulunması Adnan Menderes (1952) zamanın da olmasına denk gelmiştir. THK-13 fotoğraflarını görmek için tıklayınız THK-13 uçan kanat hakkında basında çıkan haberler; Takvim Gazetesinin köşe yazarı Emin Pazarcı’nın Mayıs 2012’de yazdığı ABD kazığını yeni çıkarıyoruz isimli yazısı Amerika bize öyle bir kazık atmış ki, dövünüp kendimizi yerden yere vursak yeridir. Aradan altmış küsur yıl geçtikten sonra şimdi yeni çıkarıyoruz. İnanılması güç ama ABD’nin Irak’ta kullandığı o teknoloji harikası “hayalet uçakları” ilk biz ürettik. Hem de 1948 yılında! Sonra, Marshall Planı ile birlikte uçak üretiminden vazgeçtik. Öyle bir hale getirildik ki, bırakın

Outlook özel mail hesaplarını kapatıyor

Gmail’in meşhur APP hizmeti olan kendi domainizle Gmail’i kullanma imkanına benzer Hotmail’inde domain.live.com hizmeti vardı. Kendi domainizi domain.live.com adresinden ekleyip 500 adet kendi domain adınızla ücretsiz mail hesabı açıp outlook.com üzerinden kullanabiliyoruz. Geçtiğimiz Nisan ayının 10’undan bu yana yeni kayıtları durduran Outlook önümüzdeki 31 Temmuz 2014 itibariyle daha önceden kayıt olunan domainlerde yeni mail hesapları açmayı da dururacağını bu gece gönderdikleri maille bildirdiler. Yani 31 Temmuz’dan sonra 500 tane ücretsiz mail hesabı açma imkanından artık yararlanamayacaksınız. Ama daha önceden bu 500 hesaptan kaç tane hesap açtıysanız onları kullanmaya devam edeceksiniz. Tabi ileride onlarıda kapatıcaz demezlerse. Örneğin sizin domain adınız falancafirma.com ve bu domaini outlook’a kaydetmiş ve info@falancafirma.com isimli bir mail hesabı açmıştınız, işte 31 Temmuz’dan sonra bu info@falancafirma.com mail hesabınız outlook üzerinden çalışmaya devam edecek ama yeni bir mail hesabı açamayacaksınız, örneğin falanca@falancafirma.com yada baskabirisim@falancafirma.com gibi. Yeni mail hesabı açmak isteyenler ise Microsoft’un Office 365 isimli hizmetine yıllık bir ücret ödeyip kendi domainlerininden hesap açıp kullanmaya devam edebilirler. Yani kısaca yıllık yaklaşık 60 TL için Microsoft adını karalamaya niyetli. Bir zamanlar ücretsiz mail hesabı dağıtmak için paralar saçan firmalar artık ne oldu da önce Gmail, şimdi de Hotmail paralı hizmetlere geri dönmeye başladılar anlayamadım. Gmail’de bu ücretsiz kendi domainden kaydolma

Instagram’a gelen yeni fotoğraf özellikleri ve diğer eksiklikleri

Instagram yaklaşık 2 gün önce 10 yeni fotoğraf düzenleme özelliği eklemiş. Tabi video özelliğinden faydalanamayan biz android 2.3 versiyonu kullananları bu özelliği gene kullanamayacaklar orası ayrı. Yeni özellikler ilk olarak tabi patron sınıfının başta kullandığı IOS cihazlara gelmiş tabiki hemen akabinde de Anroid 4 üstü kullanıcılara da sunuldu. Gerçi Pixlr gibi bir efsane bu işten zarar görecek ama yapacak birşey yok, herşey kullanıcılar için. Ordan oraya git, zaten güç bela çalışan telefonada ikinci bir uygulamayı yüklemek zorunda kalıp iyice ağırlaştır gibi sorunlarla uğraşmayacağız en azından. Filtreler aşağıdaki gibi Filter Strength Adjust Brightness Contrast Warmth Saturation Highlights Shadows Vignette Sharpen Instagram çıktı profesyönel fotoğrafçılık öldü! mü? Bu yeni eklenen fonksiyonlar her amatör kullanıcının çektiği çoğu zaman basit fotoğraflara çok derin zenginlik ve profesyönellik katacağı bir gerçek. Bir çok profesyönel fotoğrafçı bu durumdan çok şikayetçi haliyle. Diyorlar ki (benim düşüncem bu tabi) bizler çok uğraşıyoruz, çok didiniyoruz ve emek vererek en iyi anları en iyi tonlarla yakalamaya çalışıyoruz, onlarsa iki tuşla dandik fotolar çekip bu programlarla onları profesyönel hale getirip bize hava atıyorlar. Düşündükleri aslında bir miktar doğru. Ama atladıkları bir nokta da var. Ben mesela çevremdekilere nazaran makinalardan çat pat anladığım için kendimi onlara göre fotoğrafçı sanardım. Çektiğim fotoğraflar ise vasatın