Amerikan askerlerinde YPG terör örgütü arması

Ben de şuna kızıyorum, tüm bu angut ülkeler (amerika, rusya, fransa, almanya, ingiltere, en başta israil vs. bildiklerini okuyorlarmı istedikleri yerde? okuyorlar, hiçbir kurala dikkat ediyorlar mı? etmiyorlar, hep müdehale ettikleri yerlerde sınırları var mı? yok! meşru nedenleri var mı? yok, bazende kendileri bir iki kendi vatandaşını katledip sudan sebep üretiyorlar mı? üretiyorlar! E arkadaş biz niye açık açık kendi bildiğimizi okumuyoruz, girip suriyeye orada kendi güvenli bölgemizi almıyoruz? kim ne diyecek, esed mi kızacak, amerika mı engel olacak? İşte bu beni deli ediyor. Neyi bekliyoruz, kimden korkuyoruz, ya da kimin izin vermesini bekliyoruz hiç anlayamıyorum. Tamam gizli kapaklı Türkmek kardeşlerimiz için birşeyler yapılıyor, can dündar gibi vatan hainleri bunları çarpıtarak deşifre ediyorlar mı ediyorlar ama bu saydığım diğer ülkeler yasal ne bulup oraya müdehale ediyorlar da biz edemiyoruz onu çok çok çok merak ediyorum. Biraz korkumu var, halkımıza mı güvenemiyoruz, bilemiyorum.

Türk Firmalarına Karşı Fazla mı Ön Yargılıyız?

Ne derler bilirsiniz, herkes başkasının kusurunu bulacağına, kendi kusurlarını bulup düzeltse, kendini eleştirse tüm sorunlar çözülür diye. İşte bu sözü sanırım Türk halkı başka halkın kusurlarını bulacağına kendi halkının kusurlarını bul anlamış olmalı. Çünkü ne zaman bir araba yapma fikri çıksa, bir savaş silahı geliştirme fikri çıksa yada başka birşey daima dandik birşey yapacaksak, başkasının parçasını kullanacaksak yapmayalım daha iyi mantığıyla bakıyor ve ölesiye bu yönde düşünülen fikri eleştiriyoruz. İş yabancı bir milletin, ülkenin icat ettiği birşey olursa ağzımız açık övgü mesajları yağdırıp elin oğlu yapıyor demekten geri durmuyor hatta bayrağıla dolanıyoruz. Keşke kötüde yapsak az kendi fikirlerimizi övsek, kendi işlerimize değer versek, bu kez çok başarılı olmadı ama ileride muhakkak en iyisi olacak diye destek versek. Mesela; Vestel telefon işine girdi, telefon tasarımını tamamen kendi mühendisleri çizdi ve telefonun kasası, ekranı vs. %52 oranın da kendi tarafından üretildi ama hiç kimse bunu denemek bile başara demeyi bırak neden tamamını kendisi üretmedi diye yerden yere vurdu. Sanki kendileri ilk yaptıkları herşeyi mükkemel yapıyormuşçasına eleştiriyor milletimiz. Örneğin; bir diğer gurur kaynağı firmamız, Comodo. Bu firma en başta web site güvenliği olmak üzere ve birçok alan da veri güvenliği hizmeti veriyor. Türk firması. Comodo firması dünyada web sitesi güvenliğinin sağlamasına dünya pazar

90’lı Yıllarda Çocuk Olmak #Nostalji

İnsanlar günler geçtiğinde geçmişin değerini çok daha farketmeye başlıyorlar. Çünkü en güzel anılar çocukluk ve gençlik yılların da yaşanıyor. 25-30’lu yaşlardan sonra birçok aktiviteden el ayak çekilince monoton bir hata giriş yapıyorlar. Haliyle bu monotonluk insan pekte lezzet vermiyor. Bir diğer etken de gün geçtikçe el emeği ile yapılan (yiyecek, eşya, sanat vs.) popüler kültürün getirdiği hızlı tüketim sayesin de emek vermeden yapılmaya, değersizleştirilmeye başlaması sebeptir. İşte size o yozlaşmamış, değeri bugünkü kadar yitirilmemiş olan 90’lı yıllardan benim ve 90’lı yıllarda yaşamış sizlerin anıların da hoş anılar bırakmış şeyleri bu yazıda paylaşmaya çalışacağım. Kimi benim eklediğim anı, kimi başkalarının derlediği anıları tek bir sayfada toplamaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz. Sizlerde 90’lar anılarınızı yorum yazarak belirtmeyi sakın ihmal etmeyin. Bu arada fotoğrafların üzerine tıklayarak büyültebilirsiniz. Bu anıları kaynak belirterek dilediğiniz yerde paylaşabilirsiniz.

Telefon fiyatları 2016’da zamlandı

2015’in Kasım ayı sonlarında Nokia’nın Lumia 1520 modeli hakkında ne düşündüğünüzü sormuştum. Bu telefonu almak istiyordum ve 2015 Aralık ayının ilk haftasında ürünü satın aldım. Telefonun kalitesi tasarımı acayip hoşuma gitmişti, adeta aşık olmuştum ona. Windows Phone’da gerçekten kendini çok geliştirmiş. PC’de yaşadığım deneyimi büyük oranda yaşattı bana. Uygulamaları zayıf ama Windows 10 ile birlikte muhakkak bu durum değişecektir. Çünkü Windows 10 kurulu bir PC için yapılan uygulama aynı anda Windows Phone 10 kurulu cep telefonu içinde ek bir işlem yapmadan kuruluyor. Bu ortak platform sayesinde Windows Phone uygulama geliştiricileri yılda 10-15 milyon adet satılan Microsoft Lumialarla yetinmek zorunda kalmayacaklar çünkü 200 Milyon’dan fazla bilgisayar ve 100 Milyona’a yakın Windows 10’lu tabletler ile neredeyse iPhone kadar büyük bir kullanıcı kitlesine ulaşmış bir pazara payına sahip olacak. Bu da bir uygulama geliştiricisinin muhakkak uygulama yazmasını gerektirecek bir durum. Neyse aldığım Nokia Lumia 1520 herşeyiyle iyi demiştik ama tek bir kötü noktası yüzünden o telefondan vazgeçtim ve iade ettim. O da boyutu. 6″lik bir ekrana sahip olması ayrıca ekran çerçevelerinin Phablet telefonlardan çok daha kalın olması sebebiyle telefonun boyutu aşırı büyük. Cebime sığmadı. Sığması için adeta arkasından kastırmak gerekiyor. Bu yüzden Lumia 1520 cebimdeyken oturmak mümkün bile olmuyordu. Haliyle iade ettim. Ardından

isakoc.com 10 yaşında!

İlk kez bir internet sitesi açma fikrini bana 2002 yılında TRT2’de İnternet TV adında yayın yapan program vermişti. Kendime çok geniş çaplı bir portal açmak istiyordum ve ilk ilham aldığım site bir ilkokul öğretmeninin öğrencileri için ders notları yayınladığı planlar.com sitesi olmuştu. Karıştıra karıştıra kısmen öğrendiğim Photoshop 5 ve Frontpage 98 ile kocweb.net adında kendimce çok geniş çaplı bir site açmak istiyordum. Tam 1 yıl boyunca site üzerinde tasarım çalışmaları yaptım. O zamanlar kodlama bilgim neredeyse sıfır. O dönem çok popüler olan html dersleri veren siteler mevcuttu, Allah kendisinden razı olsun (Amin) harmanyeri.net (Bariş Cengiz) sitesi sayesi ve birkaç ***.8m.com uzantılı html kod öğreten sitelerden küçük Java kodları, flash döngüleri yapmayı öğrendim. 1 yıllık kocweb.net uğraşının ardından bir lise öğrencisi için böyle bir siteyi yayınlayabilmenin hem çok maliyetli olacağını hem de yönetimi kodlama bilmediğim için fazla idare edemeyeceğimi gördüğüm için siteyi yayına veremedim. Birde tamamı html sayfalardan oluştuğu için sitenin alt sayfalarında yaptığım her yeni güncelleme için neredeyse tüm sayfalara girip yeni yapılan sayfaların linklerini eklemem gerekiyordu. Bu düzenlemeler kodlama olmadığı için tek tıkla yapılmak yerine saatler aldığı için beni bezdiren olayların başında yer alıp sitenin açılmasını zora sokmuştu. Aradan bir yıl geçtikten sonra İnternet aleminde tasarım ilk olarak abimin

Facebook sayfasına nasıl alt kategori eklenir?

Facebook sayfaların da sayfa türünü ana ve alt kategorilerle belirliyoruz. Facebook dünya da çok çeşitli sektörler olmasına rağmen kısıtlı bir ana ve alt kategori belirlemiş durumda. Bu kategoriler arasında çoğu zaman kendimize ait alt kategori bulunmamakta.  Örneğin bizim bir motosiklet sayfamız var ve bu sayfamızın sayfa adının altında motosiklet ile alakalı bir kategori adı geçsin istiyoruz. Tüm kategorileri incelediğimiz de motosiklet adına bir tane bile kategorinin olmadığını ve sadece buna yakın olarak araba yada otomobil adında kategori olduğunu görüyoruz. Motosikletlere özel var olan facebook sayfanızda sayfa türünde araba yazması oldukça abes bir görüntü teşkil edicektir. Orada araba yerine motosiklet yazmalı. Facebook sayfanız da özel alt kategori ekleme seçeneğide mevcut ama bu biraz gizli biçimde. Önce bu bölümün açılmasını sağlamak için facebook sayfanızda bazı özel ayarlar yapmanız gerekmekte. Bu özel ayarları nasıl yapacağınızı aşağıdaki videoyu izleyerek öğreneceksiniz. Daha fazla video izlemek için Youtube kanalımıza abone olmayı unutmayın!

Haber sitelerindeki başlık iğrençliği

Türkiye’miz de haber okumak çok sevilen birşey, birşeydi. Özellikle Facebook’taki haber sayfalarını takip etmeyen yoktur sanırım. Yanlız haber sitleri Facebook ve Twitter’ın önemli kullanıcı kitlesini görüp onlardan faydanmak adına sınırları zorlayacak haber başlıklarına imza atmaya başladılar. Artık insanlar Facebook, Twitter ve Google+’dan haberi değil, haber başlıklarını okuyor. Artık hemen hemen herkes bir foto bir başlık atıp rahatına bakıyor. Bu iş o kadar çığrından çıktı ki, bu başlıklardan daha da iğrenç olan kadın vücudunu kullanarak haber yapma modasını bile geride bırakmış durumda. İnsanların merak dürtüsünden faydalanıp, hiç haber değeri olmayan haberlere cezbedici sürekli merak uyandırıcı başlıklar atıp insanları ya sitelerine girmeye ya da sitedeyseler habere girmeye zorluyorlar. Foto galeri haberleri saymıyorum bile, her sayfada 3-4 kelime ile 30-40 sayfada yarım sayfalık haberi okutanlar bile var. Zaten son sayfaya gelince ilk başında okuduğun metinleri bile unutuyorsun neredeyse. Bu haber sitelerindeki başlıklar da aşağıdakilerden ileri gitmiyor: Onun ne yaptığını gördünüz mü? Artık O da orada O buna karşı çıktı Oradaki olaylara Buradakilere dokunur mu? Öyle bir gol attıki O takım kazandı Sonra bu artık kabak tadı vermeyi bırakıp çürük tadı veren başlığa aldanıp fener cimbomu yendi sanıp tıklayıp detaya girersiniz, bir bakarsınız ki börülce spor, derilce sporu yenmiştir. İnanın facebook’u bırak artık tüm

evrim teorisi Tübitak’ın yayınları arasından çıkarıldı

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu yani TÜBİTAK, bilindiği gibi TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları çatısı altında, Popüler Bilim kitapları dağıtımı da yapmaktaydı. Bu kitaplar arasında yer alan Evrim Teorisi ile ilgili yayınlar ise, son bir gelişme ile yayından kaldırıldı. (shiftdelete) Öncelikle bu hareketlerinden dolayı kendilerini tebrik ediyorum. Çünkü adı bilim olan bir kurum, tamamen bilim dışı kafadan savma bir teoriyi bilim adı altında yayınlaması saçmalıktı. Tüm evrim savunucuları onu bilim, araştırma, insanın kendini sorgulaması olarak addediyor. Evrimi savunmanın, gerçek bilim ve üstün zeka olduğunu iddaa ediyorlar. Zeki olduğunu bir insanın evrime inanması onun aslında gerizekalı olduğunu gösterir. Kimse toz buluta, bulut gaza, gaz patlayınca taşa, toprağa dönüştüğünü, sonra böceklerin birden ortaya çıktığını iddaa etmesi gerçekten gerizekalılıktan başka birşey değildir. Onların neden düşünmüyorlar, hiç canlı yokken nasıl tesadüfen canlı ortaya çıktı. Evrim diyorki kimse yaratılmadı, iyide hiç olmayan birşey birden nasıl ortaya çıkar. Yani evrimciler, her zaman açık, şeffaf ve sorgulayıcı olmasını iddaa etmelerine rağmen, söz konusu bu evrilmeye başlayan ilk canlının ortaya hiç yokken nasıl birden ortaya çıktığına değinmiyorlar. Hadi şimdi Türkiye’nin ürettiği bir araba yok, öylece kendi haline bırakalım belki milyonlarca yıl sonra pat diye bi böcek çıkar, sonra balık olur, sonra sürüngen sonra maymun, en son araba olur

Rusya ve Türkiye’nin arası neden gerildi?

Birinci Dünya savaşından sonra yıkılan Osmanlı devletinin yerine kurulan Türkiye devleti savaşın yaraları, borçlar, halkın yorulması ve kaybettiği toprakların Batılı güçler ile Rusya tarafından parçalanmış ve idare edilmeye başlanmış olmasından dolayı ve bazı başka sebeplerden dolayı uzunca bir süre içine kapandı. İçine kapanma da öyle böyle değil. Kendi toprakları dışında katledilen soydaşlarımıza gram yüz döndürmeden uzunca yaşadı. Örneğin; Yunanistan ve Bulgaristan’ın onlarca yıl boyunca orada yaşayan Türkleri ve Müslümanları katletmesine gram yardım etmemiştir. Benim ailem 1936 Bulgaristan göçmeni, buradan biliyorum. Asya’da ve Kafkaflarda, Kırım’da, Dağıstan’da gene öyle. Tek yapabildiği bizim sınırlarımıza kadar gelen soydaşlarımıza kalabilecekleri, ev yapıp yurt kurabilecekleri toprak vermek olmuştur. Bunada Çok şükür, hiç sınırdan da içeri almayabilirdi, gerçi sınırımızda bize sığınan Azeri aydınları Ermenilere teslim etmişliğimiz de var. Kısaca Türkiye uzunca bir süre sınırları dışındaki hiçbir etliye sütlüye dokunmamış, birçok kişinin Osmanlı Ruhu tekrar canlanırsa hemen ona katılalım diye uzunca bir süre beklemesine cevap vermemiş, kendini o nesle unutturmuş, yeni nesile hiç göstermemiştir. O yüzdendir ki bir zamanlar ünitersitelerinde yabancı dil ve tarih olarak okutulan Türkler, Türkiye kurulduktan sonra Türkiye’yi biliyor musunuz diye sorulduğunda Hindi mi diye sormalarına neden olmuştur. 1500’li yıllardan beri Rusya var olduğu topraklardan sıcak denizlere inme hayalini sürekli uygulamaya çalışmaktadır. 1. Dünya savaşından

Kıbrıs’ı yönetenler Türk olduklarını unutuyorlar mı?

Kuzey Kıbrıs halihazır da 286binlik nüfusa sahip ve sadece Türkiye’den 1 milyar 250 milyon TL bütçe yardımı alıyorlar. Bu aldıkları yardım Kıbrıs’ın genel harcamasının 4’te 1’ne denk geliyor. Bu kadarcık nüfusla neredeyse İstanbul kadar bütçe harcıyorlar. Ne yapıyor bu Kıbrıs halkı, ülkemizi sevmemekten başka, bunun ben söylemiyorum, oraya gidip vatani görevini yapan bütün Türk askeri söylüyor. Normal şekilde giden halka bu kadar sert değillermiş ama askerimize tavır alan birisi, ülkemize tavır almış sayılır, başka bir izahı yok. Bence orada nüfus değişikliği yapmamız lazım. O topraklar CHP kafalılara terkedilemez. Keyfimizden göndermiyor biz o paraları, vatan topraklarına sahip çıksınlar diye gönderiyoruz ama onlar görülüyor ki Türkiye’nin gönderdiği paralara sahip çıkmaktan ileri giden bir düşünceleri yok. Tek dertleri Türkiye’den ayrılıp İngiltere güdümüne girmek. 1967’lere kadar da İngiliz mandasıyken oranın vatandaşı sayılıyorlar dı diye hala o günleri istiyorlar. Ama Türk olduklarını unutuyorlar, yoksa değiller mi?