Amerikan askerlerinde YPG terör örgütü arması

Ben de şuna kızıyorum, tüm bu angut ülkeler (amerika, rusya, fransa, almanya, ingiltere, en başta israil vs. bildiklerini okuyorlarmı istedikleri yerde? okuyorlar, hiçbir kurala dikkat ediyorlar mı? etmiyorlar, hep müdehale ettikleri yerlerde sınırları var mı? yok! meşru nedenleri var mı? yok, bazende kendileri bir iki kendi vatandaşını katledip sudan sebep üretiyorlar mı? üretiyorlar! E arkadaş biz niye açık açık kendi bildiğimizi okumuyoruz, girip suriyeye orada kendi güvenli bölgemizi almıyoruz? kim ne diyecek, esed mi kızacak, amerika mı engel olacak? İşte bu beni deli ediyor. Neyi bekliyoruz, kimden korkuyoruz, ya da kimin izin vermesini bekliyoruz hiç anlayamıyorum. Tamam gizli kapaklı Türkmek kardeşlerimiz için birşeyler yapılıyor, can dündar gibi vatan hainleri bunları çarpıtarak deşifre ediyorlar mı ediyorlar ama bu saydığım diğer ülkeler yasal ne bulup oraya müdehale ediyorlar da biz edemiyoruz onu çok çok çok merak ediyorum. Biraz korkumu var, halkımıza mı güvenemiyoruz, bilemiyorum.

evrim teorisi Tübitak’ın yayınları arasından çıkarıldı

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu yani TÜBİTAK, bilindiği gibi TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları çatısı altında, Popüler Bilim kitapları dağıtımı da yapmaktaydı. Bu kitaplar arasında yer alan Evrim Teorisi ile ilgili yayınlar ise, son bir gelişme ile yayından kaldırıldı. (shiftdelete) Öncelikle bu hareketlerinden dolayı kendilerini tebrik ediyorum. Çünkü adı bilim olan bir kurum, tamamen bilim dışı kafadan savma bir teoriyi bilim adı altında yayınlaması saçmalıktı. Tüm evrim savunucuları onu bilim, araştırma, insanın kendini sorgulaması olarak addediyor. Evrimi savunmanın, gerçek bilim ve üstün zeka olduğunu iddaa ediyorlar. Zeki olduğunu bir insanın evrime inanması onun aslında gerizekalı olduğunu gösterir. Kimse toz buluta, bulut gaza, gaz patlayınca taşa, toprağa dönüştüğünü, sonra böceklerin birden ortaya çıktığını iddaa etmesi gerçekten gerizekalılıktan başka birşey değildir. Onların neden düşünmüyorlar, hiç canlı yokken nasıl tesadüfen canlı ortaya çıktı. Evrim diyorki kimse yaratılmadı, iyide hiç olmayan birşey birden nasıl ortaya çıkar. Yani evrimciler, her zaman açık, şeffaf ve sorgulayıcı olmasını iddaa etmelerine rağmen, söz konusu bu evrilmeye başlayan ilk canlının ortaya hiç yokken nasıl birden ortaya çıktığına değinmiyorlar. Hadi şimdi Türkiye’nin ürettiği bir araba yok, öylece kendi haline bırakalım belki milyonlarca yıl sonra pat diye bi böcek çıkar, sonra balık olur, sonra sürüngen sonra maymun, en son araba olur

Rusya ve Türkiye’nin arası neden gerildi?

Birinci Dünya savaşından sonra yıkılan Osmanlı devletinin yerine kurulan Türkiye devleti savaşın yaraları, borçlar, halkın yorulması ve kaybettiği toprakların Batılı güçler ile Rusya tarafından parçalanmış ve idare edilmeye başlanmış olmasından dolayı ve bazı başka sebeplerden dolayı uzunca bir süre içine kapandı. İçine kapanma da öyle böyle değil. Kendi toprakları dışında katledilen soydaşlarımıza gram yüz döndürmeden uzunca yaşadı. Örneğin; Yunanistan ve Bulgaristan’ın onlarca yıl boyunca orada yaşayan Türkleri ve Müslümanları katletmesine gram yardım etmemiştir. Benim ailem 1936 Bulgaristan göçmeni, buradan biliyorum. Asya’da ve Kafkaflarda, Kırım’da, Dağıstan’da gene öyle. Tek yapabildiği bizim sınırlarımıza kadar gelen soydaşlarımıza kalabilecekleri, ev yapıp yurt kurabilecekleri toprak vermek olmuştur. Bunada Çok şükür, hiç sınırdan da içeri almayabilirdi, gerçi sınırımızda bize sığınan Azeri aydınları Ermenilere teslim etmişliğimiz de var. Kısaca Türkiye uzunca bir süre sınırları dışındaki hiçbir etliye sütlüye dokunmamış, birçok kişinin Osmanlı Ruhu tekrar canlanırsa hemen ona katılalım diye uzunca bir süre beklemesine cevap vermemiş, kendini o nesle unutturmuş, yeni nesile hiç göstermemiştir. O yüzdendir ki bir zamanlar ünitersitelerinde yabancı dil ve tarih olarak okutulan Türkler, Türkiye kurulduktan sonra Türkiye’yi biliyor musunuz diye sorulduğunda Hindi mi diye sormalarına neden olmuştur. 1500’li yıllardan beri Rusya var olduğu topraklardan sıcak denizlere inme hayalini sürekli uygulamaya çalışmaktadır. 1. Dünya savaşından

Kıbrıs’ı yönetenler Türk olduklarını unutuyorlar mı?

Kuzey Kıbrıs halihazır da 286binlik nüfusa sahip ve sadece Türkiye’den 1 milyar 250 milyon TL bütçe yardımı alıyorlar. Bu aldıkları yardım Kıbrıs’ın genel harcamasının 4’te 1’ne denk geliyor. Bu kadarcık nüfusla neredeyse İstanbul kadar bütçe harcıyorlar. Ne yapıyor bu Kıbrıs halkı, ülkemizi sevmemekten başka, bunun ben söylemiyorum, oraya gidip vatani görevini yapan bütün Türk askeri söylüyor. Normal şekilde giden halka bu kadar sert değillermiş ama askerimize tavır alan birisi, ülkemize tavır almış sayılır, başka bir izahı yok. Bence orada nüfus değişikliği yapmamız lazım. O topraklar CHP kafalılara terkedilemez. Keyfimizden göndermiyor biz o paraları, vatan topraklarına sahip çıksınlar diye gönderiyoruz ama onlar görülüyor ki Türkiye’nin gönderdiği paralara sahip çıkmaktan ileri giden bir düşünceleri yok. Tek dertleri Türkiye’den ayrılıp İngiltere güdümüne girmek. 1967’lere kadar da İngiliz mandasıyken oranın vatandaşı sayılıyorlar dı diye hala o günleri istiyorlar. Ama Türk olduklarını unutuyorlar, yoksa değiller mi?

Devlet her sektörde olmalı ve alanında lider olmalı

Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Müdürlüğü Blobr.com diye blog yazarları ve yerel haber sitelerine özel bir site tasarlayıp, hizmete almışlar. Siteye üye olup sitesini meta kodu ile doğrulatan blog sayfalarının yazılarını buradan yayınlıyorlar. Bi nevi Google News ile Google Blog Search’ın birleşimi gibi olmuş. Bu girişimi bile eleştirenler oluyor, devletin bu tür işlere el atmasını doğru bulmuyorlar, sadece devlet kurumları alanına kafa yorması gerektiği düşünüyorlar. Devletin bazı işlere el atması değil hemen her işe el atması lazım. Birşeyi anlamak için o işi yapman lazımki, ne, neden, nasıl, niye, niçin olduğunu bilesin. Böylece o sektöre daha akılcı ve kalıcı çözümler üretebilirsin. Doğru birşey bence. Devletin bu noktada tek eksiği şu, bir şey yapmak istiyor ama karşısına çıkan o işi yapacak kişiler yada firmalar biraz vasat oluyor. Misal e-devleti ilk çıkardıklarında site tasarım ve işlevsellik olarak vasat durumdaydı, teknik sorumlu firmayı değiştirdilerde kendine geldi, ösym siteside aynı durumda, yani kalas gibi site, ne tasarım hoşluğu var ne estetik çalışma düzeni. Bildiğin budaklı kalası alıp ortaya dikmişler, hiç zımpara etmemişler. Osmanlı devletçilik geleneğinde estetik bir zorunlu felsefe gibiydi. Halka hizmet olarak yapılan her ne olursa olsun muhakkak intizam bir tasarım, ferah bir yapı, kolay bir kullanım üzerine yapılırdı, sağlamlık ise bırak asılığı bin

THK-13 uçan kanat, Türk hayalet bombardıman uçağı, Kopyası Amerikan B2 Bombardıman Uçağı

THK-13 uçan kanat, Türk hayalet bombardıman uçağı, Amerikan tarafından kopya edilerek 1981’de üretilen B2 Bombardıman Uçağı, şu anda 1 adetinin piyasa satış fiyatı tam 1 Milyar $’dır. Biz ize bu uçağı ilk üreten ülke olduğumuzu biliyor muydunuz? 1948 yılında Türk Hava Kurumu (THK) tarafından üretilen THK-13 Uçan Kanat Türk hayalet uçağımız gene 1948 yılında bir yahudi olan Sedat Simavi tarafından kurulan ülke içindeki en büyük vatan haini yetiştirme ve kullanma kurumlarından olan Hürriyet gazetesi ve aynı fikir ve duygu bağını taşıyan diğer yayın organları tarafından önce kötülenerek sonrada yaptığı bir kaza üzerine tüm üretimleri iptal ettirilerek uçak üretim piyasasından çekildiğimizi biliyor muydunuz? Ne acıdır ki böyle değerli bir projenin son bulunması Adnan Menderes (1952) zamanın da olmasına denk gelmiştir. THK-13 fotoğraflarını görmek için tıklayınız THK-13 uçan kanat hakkında basında çıkan haberler; Takvim Gazetesinin köşe yazarı Emin Pazarcı’nın Mayıs 2012’de yazdığı ABD kazığını yeni çıkarıyoruz isimli yazısı Amerika bize öyle bir kazık atmış ki, dövünüp kendimizi yerden yere vursak yeridir. Aradan altmış küsur yıl geçtikten sonra şimdi yeni çıkarıyoruz. İnanılması güç ama ABD’nin Irak’ta kullandığı o teknoloji harikası “hayalet uçakları” ilk biz ürettik. Hem de 1948 yılında! Sonra, Marshall Planı ile birlikte uçak üretiminden vazgeçtik. Öyle bir hale getirildik ki, bırakın

İnsanlık tarihi kaç yıl?

Başta yahudiler olmak üzere ve hemen ardından da ateist halklar gelicek şekilde bizlere hep Allah (C.C.)’ı inkar etmek üzere baskı yaparlar. Bunları başaramadıkları için dolayı yola, yani insanlık tarihi yalanına başvurmayı tek çare görmüşlerdir. Bunlardan en bilineni tarihi kalıntılar yalanlarıdır. Hep bir fosil bulduklarında dedikleri şudur, evet tarih değişiyor, daha önce bulunan 3 milyon yıl öncesine ait ilk insan fosilini aklınızdan çıkarın, işte yeni bulunan bir iskelet fosili 4 milyon yıl öncesine ait. Bizlerde ağzımız açık vaybeee deriz sadece. Bir başkası daha yaşlısını bulduğunu iddaa eder, diğeri daha da yaşlısını, bir ilk insan Afrika’da ortaya çıkar, bir Kuzey Avrupa’da. Bir çoğumuz da bunu zaten kabullenmişizdir ve oynanan ateizm oyununun gölgesine girmişizdir de farkında değiliz. Hemen ardından gelen bir diğer yalan ise ilk konuşmayı ne zaman öğrendiği, ateşin ne zaman keşfedildiği ve yazının icadı. İlk hayvanı ne zaman evcilleştirmişiz, ne zaman alet kullanmayı öğrenmişiz, ilk çiftçilik ne zaman başlamış gibi bir çok yalan ile devam ederler. Biz biliyoruz ama farkında değiliz, bu yazılanları okuyunca bildiğimiz asıl gerçekler hiç aklımıza gelmiyor nedense. Evet, İlk İnsan ile başlayalım. İlk İnsan Kimdir? Bu soruyu sorunca hepimiz düşünüyoruz, aklımıza okuduğumuz haberler ya da ateizmin baş savunucusu belgesel kanalları National Geographic, Discovery Channel (bu kanallara dikat

Twitter ülkeleri karıştırın bir ajan mı?

Bu twitter’da tabiri caizse ayranı yok içmeye tahterevanla gidiyor tuvalete. Hakkında, hemen hemen her sene kâr etmiyor diye haberler çıkıyor, zarar üstüne zarar ettiği açıklıyor ama gene de yüksek fiyatlarla ürünler, projeler, siteler satın alıyor. Örneğin son 5 yıllık gelir raporunu inceleyecek olursak 5 senenin 4’ünde de fena zarar etti. Neredeyse gelirinin 2 katı gideri/zararı oldu. Aşağıdaki tablo Amerikalı ekonomi sitesi marketwatch.com‘dan alınan verilere dayanmaktadır. Twitter’ın 5 yıllık gelir gider tablosu Tablo da görüldüğü üzere 2010, 2011, 2013 yıllarında gelirinin 2 katına yakın zararı mevcut. 2014 yılı ilk çeyrek raporu incelendiğinde ise 250.49 milyon dolar gelirine karşın 294.36 milyon dolar gideri mevcut, ilk çeyrekte de zarar 43,87 milyon dolar. Twitter’ın çalışan işçi sayısı Acaba diyoruz çalışan sayısımı çok fazla, oda fazla değil, 2012 yılına kadar 1000 kişilerin altında seyretmiş, borsaya açılınca doğal olarak dünyanın çeşitli yerlerinde ofisler açıp işe alımlar yaptığı için 2013 Kasım ayı sonunda 2700 çalışana ulaşmış. Facebookla kıyaslayacak olursak onun çalısan sayısı 6,818 kayıtlı üye sayısı ise 1,28 milyar, Twitter’ın kıyaslaması 2700 çalışan ve yaklaşık 645 milyon cıvarı üyesi mevcut. Yabi bu kadar üyeye göre gayet normal, belkide az. Lafı uzatmadan sonuca yaklaşacak olursak bu kadar zarara rağmen sürekli yüksel bedellerle satın almalardan da vazgeçmiyor. Örneğin buradaki satın

Asya’daki Türk Halkların da Rusya, Çin Zulmü, Hindistan Esareti

Rus siyaseti altında yaşayan bağımsız Türk devletlerimiz Türkmenistan (5,450,000), Özbekistan (24.632.583), Azerbaycan (9.494.600), Kırgızistan (5.482.000), Kazakistan (12.918.379), Tacikistan (7.800.000). Rusya içinde bulunan yaklaşık toplam 12.2 milyon (2002) civarında nüfusa sahip özü Türk Tatarlar (5.554.601), Başkırtlar (1.673.389), Çuvaşlar (1.637.094), Kazaklar (653.962), Azeriler (621.840), Saha Yakutlar (443.852), Kumıklar (422.409), Tuvalar (243.442), Karaçaylar (192.182), Özbekler (122.916), Balkarlar (108.426), Kafkas Türkmenleri ve Türkler (95.672), Nogaylar (90.666), Hakaslar (75.622), Altaylar (67.239), Yaka Türkmenleri (33.053), Kırgızlar (31.808), Şorlar (13.975), Gagavuzlar (12.210), Dolganlar (7.261), Kırım Tatarları (4.131), Tofalar (837) haklarımız vardır. Ve Çin boyunduruğu altında olan Doğu Türkistan (Sincan-Uygur Türk Devleti) 9.769.779 kişi (2009) Türk halkı yaşamaktadır. İran boyunduruğu altında Azeriler Afşarlar, Horasanlılar, Kaçarlar gibi kısaca o bölgede 30 milyondan fazla Türk yaşamaktadır. Gene Babürlüler ve diğer Türk devletleri ile yaklaşık 900 yıl yönettiğimiz Pakistan ve Hindistan’da yaşayan Keşmir, Himalaya, Mugal Türkleri’nin nüfusu 22 milyonu bulan kimi kaynaklara göre nüfusları 100 milyona ulaşmaktadır. İngiliz sömürgesi altında bizlere unutturlup gizlenmeye çalışan bu Türk hakları halen Urduca Türkçesi konuşabilmektedirler. Son olarak Avrupa-Amerika ve diğer bölgelerde yaşayan Türkiye göçmeni Türkleride ele alırsak 5,5 milyon civarı Türkde oralarda yaşamaktadır. Kısacası Türkiye’nin dışında dünyada büyük çoğunlukla başkalarının esareti altında yaşayan 223.247.341 civarı Türk yaşamaktadır. Bunlar yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi Rusça ve Rus kültürü,

Bor’la çalışan araba yapsak ya

Bilim ve sanayi bakanı Fikri Işık yaptığı açıklama yerli otomobil üretecek firmayı bulduklarını belirtmiş. Yeni otomobil benzinli piyasada rekabet olmayacağı için elektrik ile çalışan araçlardan olacağını belirtmişler. 100 milyon lira devlet desteği verileceğini belirtmiş. İyi hoş ama elektrikli araçlar bana hiç ilgi çekici gelmiyor. Şarj sürelerinin uzunluğu, gidebildikleri mesafe, motor torku, en başta beni iten kısmı sessiz oluşu. En azından bi motor hırıltısı, titremesi olaydı gene belki derdim ama olmuyor. İnsan bir türlü ısınamıyor bu elektrikli otomobillere. Hem yıllardan beri ODTÜ ve İTÜ otları elektrikli otolarıyla övünüp dururlar ama bu üniversitelerin bilim adına, ilermek adına bir düşünceleri olmadığı için (kendi fikrim) yıllardır piyasaya süremediler o otomobillerini. Yeri gelmişken ODTÜ otlarına bir laf daha çakayım, 2008 yılıydı sanırım, bir gazetenin bir köşesinde küçücük bir yazı okumuştum. ODTÜ’lü araştırmacılar plastik ekrandaki yeşil renk sorununu çözüp gerçek renkleri verir hale getirip patentini aldıklarına dair. Bir süre sonra bir haber daha okumuştum, o da küçücüktü. ODTÜ bu buluşun patentini yabancı bir firmaya sattı diye. Bu teknoloji ile şu anda katlanabilir ekran yapılıyor. Ayrıca daha geçen ay okuduğum bir haberde Harvard üniversitesinin yıllık masrafı 42milyar dolar ve üniversitenin icat ettiği ürünlerden gelen satış ve telif hakkı parası 43milyar dolar diye. Elin adamının üniversitesi kendi masrafını

Nöbet – Iğdırlı Hasan Onbaşı

”Mevki Kudüs. Mekân Mescid ül Aksa. Tarih 21 Mayıs 1972 Cuma. Ben ve gazeteci arkadaşım rahmetli Said Terzioğlu, İsrail Dışişleri rehberlerinin yardımı ile bu mübarek makamı dolaşıyoruz. Onu merdivenin başında gördüm. İki metreye yakın bir boy… İskeletleşmiş vücudu üzerinde bir garip giysi… Oraya dimdik, dikilmiş. Yüzüne baktım da, ürktüm. Hasadı yeni kaldırılmış kıraç toprak gibi. Yüz binlerce çizgi, kırışık ve kavruk bir deri kalıntısı. Kan mı çekti nedir? Yanına vardım. Türkçe “Selâmünaleyküm baba” dedim. Donuk gözlerini araladı. Yüzü gerildi. Bana, bizim o canım Anadolu Türkçemizle cevap verdi: – Aleykümüsselâm oğul… Donakaldım. Ellerine sarıldım, öptüm öptüm… – Kimsin sen, baba? dedim. – Ben, dedi, Kudüs’ü kaybettiğimiz gün buraya bırakılan artçı bölüğünden…20. Kolordu, 36. Tabur, 8. Bölük, 11. Ağır Makineli Tüfek Takım Komutanı Onbaşı Hasan’ım… Yarabbi.. Baktım, bir minare şerefesi gibi gergin omuzları üzerindeki başı, öpülesi sancak gibiydi… Ellerine bir kere daha uzandım. Gürler gibi mırıldandı: – Sana, bir emanetim var oğul. Nice yıldır saklarım. Emaneti yerine teslim eden mi? – Elbette, dedim, buyur hele… Konuştu: – Memlekete avdetinde yolun Tokat Sancağı’na düşerse… Git, burayı bana emanet eden kumandanım Kolağası Musa Efendi’yi bul. Ellerinden benim için bus et (öp). Ona de ki… Sonra, kumandanı olduğu takımın makinelisi gibi gürledi: – O’na de

Türk’lerin İslama Katkısı

Bugün Türkiye Gazetesi yazarlarından Ekrem Buğra Ekinci’in Türk’ler ve islamı yaşama biçimi ve genel Türk kişiliği hakkında Ağustos 2009 tarihli bir köşe yazısı hazırlamış. Bunu herkesin okuması gerektiğini düşünerek paylaşma gereği gördüm. Mutlaka okuyunuz. Yazar: Ekrem Buğra Ekinci Tarih: 05 Ağustos 2009 Türk’lerin İslama Katkısı ALPARSLAN: BİZ TÜRKLER TEMİZ MÜSLÜMANLARIZ Anadolu’nun kapılarını İslâmiyete açan Sultan Alparslan, “Biz Türkler, temiz Müslümanlarız. Bid’at nedir bilmeyiz. Onun için Allah bizi aziz kıldı!” diyerek muvaffakiyeti temiz inançtan bilmiştir. Türkler, öteden beri muharip bir milletti. Uzun harplere, seferlere, tabiî şartlara mukâvemetleri güçlüydü. Müslümanlığa girdikten sonra, yeni dinlerini gönülden benimsediler. Eski âdetlerinden buna uymayan hususları tamamen terk ettiler. Eski günleri de özlemediler. Bu hasletleri, onları İslâmiyetin bayraktarı yaptı. İslâmiyet, Türklerin elinde geniş topraklara yayıldı. Avrupa içlerine, Çin ve Sibirya’ya dayandı. Buna, Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi deniyor. Türkler, Hıristiyanlığın merkezi olan Roma’ya “Kızılelma” demişler ve fütuhatlarının nihaî hedefi olarak burasını tesbit etmişlerdi. GÜZEL AHLÂKIN NETİCESİ Türklerden, İslâmiyet uğruna ilk cihada girişen Karahanlılar oldu. Uygurların Müslümanlığına vesile oldular. Gazneliler de, Afgan ve Hindlileri İslâmiyete kazandırdı. Anadolu’nun fethinden sonra İslâmiyet Türklerin eliyle Roma topraklarında yayıldı. Yerli halkın yanı sıra, Balkanlarda Pomak, Arnavud, Boşnak, Makedon (Torbeş) ve Patriyotiler; Kafkasya’da Moğol, Gürcü, Laz, Abaza ve Çerkezler; öte yandan Rum, Ermenî, Yezidî