Gençler neden blog yazmalı? Günlük tutmanın faydaları

Bundan yaklaşık 4 yıl önce kaleme aldığım internette nasıl günlük tutulur isimli yazımda kısa olarak değinmiştim. Bu yazım da insanların neden günlük tutması gerektiğine daha detaylı girmek ve günlük tutmanın faydalarını aktarmak istiyorum. Bende ilk blog tutmaya 21 yaşında başlamıştım, o zamanlar Facebook, Twitter, Google+ vs. olmadığı için yada kullanılmadığı için bloggerlık çok popüler bir uğraştı. Çok keyifli zamanlar geçiriyorduk, Mafiamax, Yakuter, Dmry, Hakkı Ceylan vs. bir çok arkadaşla keyifli zamanlar, sanki herkes kendi bloglarından ev sohbetleri tadında muhabbetler yansıtıyordu. Zamanlar sosyal medya ağları fazlasıyla yaygınlaşınca bir çok blogger yazmayı bıraktı, sayfaları kapandı. Halen devam ciddi bir kısımda mevcut tabi. Benim yazmaya başladığımdan bu yana 9 yıl geçmiş. Önceleri keyifli bir uğraş olarak gördüğüm blog yazmanın beni hayatımda ne kadar geliştirdiğini geriye baktığımda çok iyi görebiliyorum. Gençlerinde neden kesinlikle blog yazmaları gerektiğini maddeler halinde inceleyelim. Blog yazmak eğlenceli zaman sağlar Blog yazmanın en sevdiğim yanı, sizlerinde en seveceğiniz yanı sizlere çok eğlenceli zaman sağlamasıdır. Yaşadığınız ilginç bir olayı paylaşırsınız, insanlar okuyup bu olay hakkında size fikirlerini paylaşırlar. Yada iyi anınızın blogunuzda yayınlarsınız, ilerleyen zamanlarda tekrardan bu anınızı okuyup o günü tekrar yaşarsınız, size kalıcı bir arşiv imkanı sağlar. Bilmediğiniz bir konuyu keşfetmenizi sağlar. En güzel yanı insanların blogunuzda yazılara yaptıkları

Yahoo!, arama motoruna Flickr’ı yeni entegre etmiş

Bu Yahoo çok saff arkadaş. Flickr neredeyse 10 yıldır kendilerine ait. Ama bu saflar daha yeni görsel arama motorlarına bu değerli sitelerini entegre yapıyorlar. Sonra niye bu Yahoo batmış demesinler sebebi belli. Flickr gibi popüler bir sistemide batırdılar. Yıl 2004-2007’ler de herkes blog sayfasına bir fotoğraf eklemek için önce fotoğrafı Flickr’a yüklerdi, oradan blog sayfalarına atardı. Yahoo bunu daha çok teşvik etmek yerine, Flickr’ı daha çok sosyal bir site haline getirip kullanıcıları daha çok kendine çekmek yerine köstek oldu, Flickr’a yüklenen fotoğraflar başka sitelere yüklenmesin diye hiçbir imkan sunmadı. Meşhur bir değişle “yapmadın yapmadın bak şimdi ne oldu” neredeyse unutulup gitti. Sanırım Yahoo Flickr’ı 35 milyon dolara satın almıştı, ama 2015’in ekosisteminde bu site satılsaydı 1-2 milyar dolar civarına rahat alıcı bulurdu. Flickr çıktığından beri fotoğrafçıların tek sitesi gibi birşeydi. Herkes profesyonel ve amatör fotoğraflarını buraya atıp insanlara sunuyordu, bir nevi Instagram. Ama kendinden yıllarca sonra kurulan fotoğraf platformu Instagram 2 yıl Facebook tarafından 1 milyar dolara alındı, şimdi satsa Facebook en az 40-45 milyar dolar ister. Neredeyse 45 kat ederi artmış dimi, ama Yahoo ne yaptı, sanırım şu anda 4,5’a bile satmaya kalksa vermezler o parayı, belki anca 1,8 milyar dolar eder Flickr. Elinde bulundurduğu 10 yıl içinde herkes

%100 Türk sosyal ağ sitesi

İstiyorum ki %100 Türklere özel, Türk diline, coğrafyasına, kültürüne özel bir sosyal ağ sitemiz olsun. Ruslar ve Çinliler yaptığını bizde yapalım. Sosyal ağ sitesinde olması gereken en önemli özellik üye sayısıdır. Arkadaş veya aile çevrende kullanım oranıdır. Ve hemen ardından özelliği, işlevselliği gelir. Ülkemizin ilk sosyal ağ sitesi sanırım Siberalem oluyor. O zamanlar kız internetten tavlanır mantığı yüzünden siberalemin yaptığı iş çok tuttu ve Türk internet kullanıcıları arasında sosyal ağ mantığı bunun üzerine kuruldu. Peşpeşe rakipleri açıldı. Bu rakipler arasında en farklı işlevselliği Yonja.com sunmuştu. Kendine sürekli yeni özellikler eklemeye çabalaması onu diğer sitelerden ayırdı ve kısa sürede 500Bin üyeye ulaşarak zamanının Türkiye rekorlarını kırmıştı. Hatta o kadar popülerdiki online alışveriş sitesi olan yonjashop’u kurmuştu. Fakat ana fikir olarak hep kız tavlama üzerine kurulu olması, daha doğrusu sosyal ağ sitelerimiz bu fikir üzerine kurulu olup, fikirlerini genişletmemeleri onların sonunu getirdi. Peşine Facebook’un Rusya ve Çin dışında tüm neredeyse tüm dünyayı ele geçirmesi karşısında maalesef bizde susup ona uyduk. İsterdim ki Facebook yerine Rus’ların Odnoklassniki.com (ok.ru) ile VK.com ile yaptığını, Çin’lilerin Weibo, Tencent, Qzone ile yaptığını biz kendi ülkemizde yapalım. Yapalım çünkü dilimiz tüm dünya dillerinden zıt bir düzende olduğu gibi mantık yapımızla zevklerimizde neredeyse tüm dünya halklarına zıt. Üstelik sadece

Microblog olayı abartılmalara doymuyor

Twitter ile başlayan micro blog olayı artık çığrından çıkmış durumda. Twitter ile birlikte piyasaya birkaç firma çıkmışsada bu rakam bugünlerde binleri aşmış durumda. Twitter’da fena bir servis değil ama gereğinden fazla yıkama yağlama yapılıyor. Gereğinden fazla abartılıyor. Facebook’uda bu şekilde abarta abarta 400milyon üyeye getirdiler. Şimdi ise herkes facebook’tan bıkmış ve biran önce çıkmak istiyor. İşte bu bahsedeğim servis ise kendi domainin ile sana twitter’ın adresini kullanmak yerine kendine özel adresini kullanma fırsatı veriyor. Adı Status.net, aynı wordpress gibi bir yazılım üreten site bu yazılımı hostunauza yükleyip kurduktan sonra hizmetinizi hemen kullanmaya başlıyorsunuz. Yeni olmasına rağmen yarı Türkçe çevrilmiş bir hali var. Eğer domaininiz yok ise ve bu hizmeti sevdiyseniz status.net’in hostingini ve onu verdiği adiniz.status.net şeklinde profil oluşturarakta bu hizmeti kullanabilirsiniz. Aylık 100mb ila 2 gb arası foto yükleme imkanıda vermekte. İyi ama status.net’i kullanırsam twitter, facebook gibi sitelerdeki arkadaşlarım koparım diyorsan Ostatus.org hizmetiyle tüm popüler sosyal siteleri status.net profiline bağlayabilirsin. Ayrıca bu hizmetin size birde kıyağı var. Kendi ister hostinginize kurup kullanın, ister status’un kendi adresini kullanın bünyesinde yer alan bağlantı kodları ile yayınladığınız tüm güncellemeler Identi.ca isimli kendi sitesinden yayınlanmakta ve buraya giren ziyaretçilere kendi mesajlarınızı gösterme imkanı bulmaktasınız. Ayrıca Identi.ca sitesi kuracağınız bu micro blogun neye benzediğini