Devlet her sektörde olmalı ve alanında lider olmalı

Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Müdürlüğü Blobr.com diye blog yazarları ve yerel haber sitelerine özel bir site tasarlayıp, hizmete almışlar. Siteye üye olup sitesini meta kodu ile doğrulatan blog sayfalarının yazılarını buradan yayınlıyorlar. Bi nevi Google News ile Google Blog Search’ın birleşimi gibi olmuş. Bu girişimi bile eleştirenler oluyor, devletin bu tür işlere el atmasını doğru bulmuyorlar, sadece devlet kurumları alanına kafa yorması gerektiği düşünüyorlar. Devletin bazı işlere el atması değil hemen her işe el atması lazım. Birşeyi anlamak için o işi yapman lazımki, ne, neden, nasıl, niye, niçin olduğunu bilesin. Böylece o sektöre daha akılcı ve kalıcı çözümler üretebilirsin. Doğru birşey bence. Devletin bu noktada tek eksiği şu, bir şey yapmak istiyor ama karşısına çıkan o işi yapacak kişiler yada firmalar biraz vasat oluyor.

Misal e-devleti ilk çıkardıklarında site tasarım ve işlevsellik olarak vasat durumdaydı, teknik sorumlu firmayı değiştirdilerde kendine geldi, ösym siteside aynı durumda, yani kalas gibi site, ne tasarım hoşluğu var ne estetik çalışma düzeni. Bildiğin budaklı kalası alıp ortaya dikmişler, hiç zımpara etmemişler. Osmanlı devletçilik geleneğinde estetik bir zorunlu felsefe gibiydi. Halka hizmet olarak yapılan her ne olursa olsun muhakkak intizam bir tasarım, ferah bir yapı, kolay bir kullanım üzerine yapılırdı, sağlamlık ise bırak asılığı bin yıllarca hizmet vermesi üzerine olurdu. Zamanımızda memurluk garanti para gibi görülüyor. Ama Osmanlı’da memurluk bir sahabe görevi gibi görülüyordu. Bir memurun 1 çocuğu olduğunda aldığı maaş atıyorum 1000 TL ise, 2000 TL’ye çıkarılır ama o fazladan aldığı parayı o çocuğu daha küçüklükten itibaren iyi bir devlet memuru olması için yetiştirilmesi istenirdi. Osmanlı’dan en basit bir memur örneği vermek gerekirsek Ali Kuşçu’yu verebiliriz. Kendisi aslen bir memurdur, ama kimdir Ali Kuşçu dersen gelmiş geçmiş en iyi matematikçilerden, astronomlardan olduğunu görürsün. Fatih’in döneminde Ayasofya Medresesinde öğretim üyesidir. Asıl işleri bu iki alan olmasına rağmen bilgisini tek noktalarda sınırlı tutmamıştır. Bir misal vermek gerekirse, Fransız elçisi İstanbul’u ziyarete gelir, sohbet ederlerken Fransız elçisi sürekli kendi eğitim sistemleri üzerine kendilerini yüceltir, ilim alanındaki başarılarından övünürler. Alaycı bi şekilde Ali Kuşçu’ya sorar, siz fizikten anlarmısınız diye? Ali Kuşçu derki, anlamam mı, benim bunun üzerine bir kitabım bile var der. Fransız elçisi şaşırır ve görmek istediğini belirtir. Ali Kuşçu sabah getireceğini belirtir. Ardından Ali Kuşçu oturur sabaha 80-90 sayfa kadar bir kitap yazar, elçi kitabı görünce çok şaşırır. Burdan da görüleceği gibi Fransız elçisini hayrete düşürücek kadar, istediğinde bir kitap yazacak kadar alanı dışında bir bilgiye sahiptir.

İşte son 90 yılda devlet memurları birer prof seviyesinden ilkokul mezunu cahil kesim tipine döndürüldükleri için yapılacak şeyleri daha iyi nasıl yapılır bilemiyorlar. Birçok devlet dairesinde memurlara dikkat ettiğinizde bir çoğunun klavye kullanırken işaret parmalarından daha fazlasını kullanan bile yok. İş böyle olunca devletin üstü birşey düşünse bile hep alttan sekteye uğruyor. Devlet memurlarımızın hemen hepsi görev adamından ziyade emir adamı olmuşlar, amirim ne derse odur diyip sadece bir işe konsantre oluyorlar, daha ilersine kendilerini geliştirmiyorlar. Sanırım tek konsantre oldukları iş gene amirine itaat. İnşallah en kısa sürede bu zihniyetimiz değişir.

“Devlet her sektörde olmalı ve alanında lider olmalı” için 3 cevap

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.