Facebook ve Diktatörlüğü

Facebook hayatımıza öyle bir girdiki, gişinin sebebi hem göremediğimiz, unuttuğumuz arkadaşlarımızı tekrar bulmak hemde özgür paylaşım imkanları ile yeni arkadaşlarla da sosyaleşmekti. Bu imkanları ile kısa sürede 20-30 milyondan 300 milyon üye sayısına çıktı. Bu ana kadar herşey güllük gülistanlıktı. Arkadaşlarını bulanlar ayrı mutlu, bir hayran sayfası açıp burada 1-2 milyon hayran sayısına sahip olanlar ayrı bir muluydu. Ama ne olduysa 300 milyon üyeden sonra olmaya başladı. En ciddi rakibi myspace’sin 250 milyonluk üye sayısı, 285 milyonluk windows live messenger kullanıcısını ve 350 milyonluk Yahoo üyesini geçince dünyanın en büyük üye sayısına ulaştı. Şimdiye kadar diğer siteler ulaştıkları büyüklüklere 5 ve üzeri senelerde emek vererek ve adım adım çıktıkları için bulundukları yerin ağırlığını hissedip şımarmadılar. Ama Facebook bu sayıya sadece Amerika’lı üniversite öğrencilerine özel olmaktan çıkıp genele açtıktan tam 2 yıl sonra dünyanın en büyük üye sayısına sahip olması ve dünyada bir sitede üye başına günlük en çok zaman harcanan site olmasını sanırım biraz fazla abarttı. Son 1 yıldır Facebook’ta o kadar bunaltıcı kararlar alınmaya başlandı ki, bu durum karşısında üyelerin eski şevkleri yavaş, yavaş sönmeye başladı. Kullanıcıları sıkan en başlıca sebeplerden birisi Facebook’a üye olduysan, Facebook’ta birşey paylaştıysan, Facebook seni veya paylaştığın içeriği silmeden sen kendini asla facebooktan çıkaramaz