Türk Firmalarına Karşı Fazla mı Ön Yargılıyız?

Ne derler bilirsiniz, herkes başkasının kusurunu bulacağına, kendi kusurlarını bulup düzeltse, kendini eleştirse tüm sorunlar çözülür diye. İşte bu sözü sanırım Türk halkı başka halkın kusurlarını bulacağına kendi halkının kusurlarını bul anlamış olmalı. Çünkü ne zaman bir araba yapma fikri çıksa, bir savaş silahı geliştirme fikri çıksa yada başka birşey daima dandik birşey yapacaksak, başkasının parçasını kullanacaksak yapmayalım daha iyi mantığıyla bakıyor ve ölesiye bu yönde düşünülen fikri eleştiriyoruz. İş yabancı bir milletin, ülkenin icat ettiği birşey olursa ağzımız açık övgü mesajları yağdırıp elin oğlu yapıyor demekten geri durmuyor hatta bayrağıla dolanıyoruz. Keşke kötüde yapsak az kendi fikirlerimizi övsek, kendi işlerimize değer versek, bu kez çok başarılı olmadı ama ileride muhakkak en iyisi olacak diye destek versek. Mesela; Vestel telefon işine girdi, telefon tasarımını tamamen kendi mühendisleri çizdi ve telefonun kasası, ekranı vs. %52 oranın da kendi tarafından üretildi ama hiç kimse bunu denemek bile başara demeyi bırak neden tamamını kendisi üretmedi diye yerden yere vurdu. Sanki kendileri ilk yaptıkları herşeyi mükkemel yapıyormuşçasına eleştiriyor milletimiz. Örneğin; bir diğer gurur kaynağı firmamız, Comodo. Bu firma en başta web site güvenliği olmak üzere ve birçok alan da veri güvenliği hizmeti veriyor. Türk firması. Comodo firması dünyada web sitesi güvenliğinin sağlamasına dünya pazar

90’lı Yıllarda Çocuk Olmak #Nostalji

İnsanlar günler geçtiğinde geçmişin değerini çok daha farketmeye başlıyorlar. Çünkü en güzel anılar çocukluk ve gençlik yılların da yaşanıyor. 25-30’lu yaşlardan sonra birçok aktiviteden el ayak çekilince monoton bir hata giriş yapıyorlar. Haliyle bu monotonluk insan pekte lezzet vermiyor. Bir diğer etken de gün geçtikçe el emeği ile yapılan (yiyecek, eşya, sanat vs.) popüler kültürün getirdiği hızlı tüketim sayesin de emek vermeden yapılmaya, değersizleştirilmeye başlaması sebeptir. İşte size o yozlaşmamış, değeri bugünkü kadar yitirilmemiş olan 90’lı yıllardan benim ve 90’lı yıllarda yaşamış sizlerin anıların da hoş anılar bırakmış şeyleri bu yazıda paylaşmaya çalışacağım. Kimi benim eklediğim anı, kimi başkalarının derlediği anıları tek bir sayfada toplamaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz. Sizlerde 90’lar anılarınızı yorum yazarak belirtmeyi sakın ihmal etmeyin. Bu arada fotoğrafların üzerine tıklayarak büyültebilirsiniz. Bu anıları kaynak belirterek dilediğiniz yerde paylaşabilirsiniz.

isakoc.com 10 yaşında!

İlk kez bir internet sitesi açma fikrini bana 2002 yılında TRT2’de İnternet TV adında yayın yapan program vermişti. Kendime çok geniş çaplı bir portal açmak istiyordum ve ilk ilham aldığım site bir ilkokul öğretmeninin öğrencileri için ders notları yayınladığı planlar.com sitesi olmuştu. Karıştıra karıştıra kısmen öğrendiğim Photoshop 5 ve Frontpage 98 ile kocweb.net adında kendimce çok geniş çaplı bir site açmak istiyordum. Tam 1 yıl boyunca site üzerinde tasarım çalışmaları yaptım. O zamanlar kodlama bilgim neredeyse sıfır. O dönem çok popüler olan html dersleri veren siteler mevcuttu, Allah kendisinden razı olsun (Amin) harmanyeri.net (Bariş Cengiz) sitesi sayesi ve birkaç ***.8m.com uzantılı html kod öğreten sitelerden küçük Java kodları, flash döngüleri yapmayı öğrendim. 1 yıllık kocweb.net uğraşının ardından bir lise öğrencisi için böyle bir siteyi yayınlayabilmenin hem çok maliyetli olacağını hem de yönetimi kodlama bilmediğim için fazla idare edemeyeceğimi gördüğüm için siteyi yayına veremedim. Birde tamamı html sayfalardan oluştuğu için sitenin alt sayfalarında yaptığım her yeni güncelleme için neredeyse tüm sayfalara girip yeni yapılan sayfaların linklerini eklemem gerekiyordu. Bu düzenlemeler kodlama olmadığı için tek tıkla yapılmak yerine saatler aldığı için beni bezdiren olayların başında yer alıp sitenin açılmasını zora sokmuştu. Aradan bir yıl geçtikten sonra İnternet aleminde tasarım ilk olarak abimin

Gençler neden blog yazmalı? Günlük tutmanın faydaları

Bundan yaklaşık 4 yıl önce kaleme aldığım internette nasıl günlük tutulur isimli yazımda kısa olarak değinmiştim. Bu yazım da insanların neden günlük tutması gerektiğine daha detaylı girmek ve günlük tutmanın faydalarını aktarmak istiyorum. Bende ilk blog tutmaya 21 yaşında başlamıştım, o zamanlar Facebook, Twitter, Google+ vs. olmadığı için yada kullanılmadığı için bloggerlık çok popüler bir uğraştı. Çok keyifli zamanlar geçiriyorduk, Mafiamax, Yakuter, Dmry, Hakkı Ceylan vs. bir çok arkadaşla keyifli zamanlar, sanki herkes kendi bloglarından ev sohbetleri tadında muhabbetler yansıtıyordu. Zamanlar sosyal medya ağları fazlasıyla yaygınlaşınca bir çok blogger yazmayı bıraktı, sayfaları kapandı. Halen devam ciddi bir kısımda mevcut tabi. Benim yazmaya başladığımdan bu yana 9 yıl geçmiş. Önceleri keyifli bir uğraş olarak gördüğüm blog yazmanın beni hayatımda ne kadar geliştirdiğini geriye baktığımda çok iyi görebiliyorum. Gençlerinde neden kesinlikle blog yazmaları gerektiğini maddeler halinde inceleyelim. Blog yazmak eğlenceli zaman sağlar Blog yazmanın en sevdiğim yanı, sizlerinde en seveceğiniz yanı sizlere çok eğlenceli zaman sağlamasıdır. Yaşadığınız ilginç bir olayı paylaşırsınız, insanlar okuyup bu olay hakkında size fikirlerini paylaşırlar. Yada iyi anınızın blogunuzda yayınlarsınız, ilerleyen zamanlarda tekrardan bu anınızı okuyup o günü tekrar yaşarsınız, size kalıcı bir arşiv imkanı sağlar. Bilmediğiniz bir konuyu keşfetmenizi sağlar. En güzel yanı insanların blogunuzda yazılara yaptıkları

İlk bilgisayarım bir IBM’di

Benim ilk bilgisayarım baya bi iyiydi, 2000 de 300 milyon liraya almıştım. IBM’min HP ile birlikte kişisel bilgisayarlarda tekel oldukları zamanlardı. İnternet yok gibi, dergilerden ücretsiz İxir internet paketleri topladığım zamanlar. Tabi ücretsiz internet paketi demek ücretsiz anlamına gelmiyor. O zamanlar 56 K modemlerle telefon hattını bilgisayara bağlıyorsun ve sonra kullandığın dakika kadar ev telefonuna kazık gibi fatura geliyor. Hatırlıyorum 1 siteyi ortalama 30 ila 60 saniye arasında açıyordu. Belkide 3ü1 arada kahveler o zaman moda oldu. Çünkü bir kaç site adresi yazıyordun, sonra onlar açılana kadar kahve mi içicen, çaymı içicen gidip işlerini halledip geliyordun. Bilgisayarım IBM Netvista A20 idi. Özellikleri; 17″ monitör, o zamanlar için süper ötesi bir boyut, renkler çok canlı ve titreme yok denecek kadar az. PIII 800 MHZ, ayrıca 256 KB işlemci cache’i var. Yıllar sonra bile bu işlemciye ikinci el piyasasında çok iyi para veriyorlardı. 64 MB Ram 133 mhz hızında 10 GB Harddisk (aldığımda 15 Gb sanıp çok sevinmiştim, ama bilgisayarı açtığımda 10 olduğunu görmek çok üzücü olmuştu, başkaları 4 GB kullanuyordu ama 15 bekleyip 10 bulmak genede üzüntü vericiydi) 40X CD-Rom (bi tane CD-Rewriter’im olmasını çok istemiştim ama tam 4 yıl sonra olacaktı, çünkü çok lüks bir aletti benim için) 56K modem,

WordPress en çok tercih edilen site alt yapısı

Başta benim blog sayfam olmak üzere dünya genelinde işi ciddiye alan amatör, yarı amatör, profesyönel hemen herkes WordPress kullanmayı tercih ediyor. İnsanlar basit kurumsal web siteleri için wordpress kullanıyor, yaptıkları bir ürün için wordpress kullanıyor, bir bölgeyi tanıtmak için wordpress kullanıyor ve en önemlisi internette günlük tutmak için wordpress kullanıyor. WordPress en hızlı ve en kolay şekilde içerik paylaşımını sağlayan neredeyse tek uygulama. Çok hızlı çalışması onun tüm rakipleri karşısında açık ara birinci yapıyor. Basit olması, internet kullanmaya yeni başlamış birisine bile kolayca içerik girebilmesini sağlıyor. Azıcıkta olsa site bilgilerini düzeltmeyi biliyorsanız sitenizin tasarımına çok rahat müdehale etmenizi sağlıyor. Ayrıca piyasada onun için geliştirilmiş yüzlerce tema ve eklentisi, 1 tıkla kurulması, bir beceriye ihtiyaç duymaması WordPress’i alanında 1 numara yapıyor. W3Tech.com araştırma sitesinin yaptığı araştırmalarda WordPress dünya genelindeki web sitelerinin %25, yani 4 web sitesinden 1 tanesinin yazılım alt yapısını oluşturuyormuş. Ayrıca İçerik yazılımları arasında ki pazar payı %58.7 ile içerik yazılımları alanının yarısından fazlasını tek başına kontrol ediyor. İnternet dünyasının devi Google’lun Blogger’ı bile WordPress’i sarsmayı başaramamış, Blogger sadece %1.2 pazar payına sahip. WordPress sadece son 1 hafta da pazar payını %0,4 artırmış. Bu sebeple eğer bir iş yapacaksanız yada İnternet  Günlüğü (Blog) tutacaksanız tavsiyem WordPress’i tercih edin.

Askerlikte cep telefonu kullanma, Askercell

2015 yılı ile birlikte askerlikte birçok değişikliklere gidildi. Birçok yeni kurallar geldi ve bu asker açısından bakıldığında fazlasıyla dezavantajlı bir hale geldi. Herkes anlatır doğuda askerlik yapanların cep telefonu, mp3 çalar, tablet, bilgisayar vs. gibi elektronik cihazları kullanmakta fazla zorluk çekmediğini, komutanların çok fazla sıkmadığını söylerler. Ama batı taraflarında ve en önemli olan Türkiye’deki erbaş askerin yaklaşık 3’te 1’inin askerlik yaptığı Ankara’da bu cihazları kullanmak imkansıza yakındır. Askeriye içerisinde akıllı telefon kullanım oranları ciddi oranda arttığını askerlerden fazla komutanlar bilmekte. Ayrıca askeri düzen de askerin piskolojisi düşünülerek buna göz yuman bir sistem var, daha doğrusu geçen aya kadar vardı. Askerler cep telefonlarını askeriyeye getirdiklerinde bölük astsubayına devreder, onlarda çanta denilen bir sisteme telefonu dahil ederlerdi. Bu çanta hafta içi komutanın gözetiminde kalır, komutan dilediği zaman çanta içerisini ve telefon kayıtlarını inceleyebilirdi. Çanta, hafta sonları olduğunda içindeki telefonlarla birlikte bölük yazısıcısına teslim edilir ve çarşıya çıkacaklara kullanmaları için telefonları çarşıya çıkış esnasında verilirdi. Bu çanta sayesinde nizamiyelerden kayıtlı telefonların dışında ki telefonlar kolayca geçirilerek askerin içeriye telefon sokması kolaylaşırdı. Bu durum üzerine çaresiz kalan askeri düzen yeni bir düzenlemeye giderek Askercell adında bir telefon hattı çıkartıp bunu zorunlu hale getirerek çanta sistemine son verdi. Askercell 5 adet cep ve 2 adet

Askerlik notları #Usta Birliği

Bildiğiniz üzere Kasım 2014’te Balıkesir Çavuş Eğitim okulunda acemi birliğine katılarak askerliğime başlamış ve acemi birliğimi tamamladıktan sonra genel olarak acemi birliğinde yaşadığım deneyimlerimi Askerlik notları #Acemi birliği eğitim süreci isimli yazımda aktarmıştım. Usta birliğim Çankaya / Ankara Kara Harp Okulu’na çıkmıştı. Usta birliğimin Ankara’ya çıkmasının ardından birçok arkadaşım işin zor dedi, harbiden de dedikleri gibi çıktı. Usta birliğimde 2 ay nasıl geçti? Bazı komutanlarımız bile zaman zaman arkadaşlarımıza söylüyor, örneğin birisi beni gönüllü olarak doğuya sürün komutanım diyor, komutanın cevabı ise ben seni doğuya gönderip neden ödüllendireyim oluyor. Usta birliğine katılalı 4-5 gün sonra tam 2 ay olacak. 2 ay içerisinde Ankara’dan sürülmek için yapabildiğimi yaptım ama kâr etmedi, fakat dün bir miktar sonuç aldım ve biraz daha rahat bir kademeye sürüldüm. Kısaca usta birliğine katıldıktan sonra yaşadıklarıma deyineyim; Usta birliğime gitmeden önce arkadaşlarım diyordu ki yazıcı ol, yazıcı ol. Amaa aralarından bir iki tanesi de diyordu ki yazıcılık iyidir ama yerine göre, eğer berbat bir yere denk gelirsen hayatından bezdirir, harbiden dedikleri gibi de oldu. Cuma günü teslim oldum, 23 kişiden oluşan Bakım Takımına katıldım. Bütün eski askerler yanıma geldi, hoş geldin falan filan, işte nerelisin?, mesleğin ne falan filan derken işte bilgisayar sektöründe olduğumu duyunca hemen yeni yazıcı

Askerlik notları #Acemi birliği eğitim süreci

5 Kasım’da askere gidiyorum diye bir yazıyla sizlere veda etmiştim. 6 Kasım’da Baslıkesir Kara Kuveetleri Komutanlığı Piyade Çavuş Eğitim bölüğüne katılarak askerliğe başlamıştım. Yaklaşık 22 gün süren acemi eğitimimi bitirip dinlenmek üzere evime geldim. Bu 22 günde neler yaşadığıma kısaca bir değinmek ve acemi eğitimine gidecek askerlerimize önerilerde bulunmak istiyorum. Askerliğini yapanlar askerliğini yapmayanlara bir sürü şeyler anlatır, yok şöyle olur yok böyle olur diye ama hemen hemen hepsinin gittiğiniz yerde hiç olmadığını görürsünüz. Kısaca her askerlik bölgesinin zamana ve insanlara göre değişen kuralları, eğitimleri, zorlukları var. Bu sebeple anlatılanların büyük kısmına kulak asmayın. Bende anlatılanın çok dışında bir acemilik yaşadım. Diğer Konular, Bunları da Oku : Askerlikte cep telefonu kullanma, Askercell Askerlik notları #Usta Birliği Acemi birliğim K.K.K. BKM.OKL. VE EĞT. MRK. K.LIĞI/BALIKESİR MERKEZ Sevk Tarihi, Katılış Tarihi: Öncelikle sülüste yazan tarih konusunda bir kazık yedim. Sülüste sevk tarihi ve katılacağı tarih şeklinde iki ayrı tarih vardı. Bu şekilde yazmak 94/4 dönemimde ilk defa uygulanmaya başlamış. O yüzden çok kişinin kafası karışmış durumda. Sevk tarihim: 06 Kasım’dı katılış tarihim ise 08 Kasım’dı. Bende eğer 06 Kasım’da gidersem 2 gün erken askerliğimi bitireceğim diye düşünüp gittim. Meğer zaten askerliğim 06 Kasım’da başlamış, 7 Kasım’da da teslim olsam, 8 Kasım’da da

Askere Gidiyorum

Evet arkadaşlar, gün geldi çattı askerlik zamanına. Yarından itibaren Asker olacağım İnşallah. Piyade olarak Balıkesir Merkez’e acemilik görevine başlayacağım. Biraz geç oluyor askere gidişimiz ama nasip bugüneymiş. Kısa dönem zorlamadık ama genede geçmişte kurduğumuz bir işin facia ile sonuçlanması sebebiyle bizi askerliğini geç yapanlardan olma sıkıntısı verdi. İnşallah fazla zorluk çekmeyiz, gerçi uyumlu biriyimdir, çok zıt biri çıkmadığı sürece Allah’ın izni ile güzel güzel görevimizi tamamlayıp geleceğiz. Sizler yine sormak istediklerinizi gerekli konular altından sormaya devam edin, ben fırsat buldukça bilgimiz yettiği kadar cevaplandırmaya çalışacağım İnşallah. Herkes hakkını helal etsin.