İnsanlık tarihi kaç yıl?

Başta yahudiler olmak üzere ve hemen ardından da ateist halklar gelicek şekilde bizlere hep Allah (C.C.)’ı inkar etmek üzere baskı yaparlar. Bunları başaramadıkları için dolayı yola, yani insanlık tarihi yalanına başvurmayı tek çare görmüşlerdir. Bunlardan en bilineni tarihi kalıntılar yalanlarıdır. Hep bir fosil bulduklarında dedikleri şudur, evet tarih değişiyor, daha önce bulunan 3 milyon yıl öncesine ait ilk insan fosilini aklınızdan çıkarın, işte yeni bulunan bir iskelet fosili 4 milyon yıl öncesine ait. Bizlerde ağzımız açık vaybeee deriz sadece. Bir başkası daha yaşlısını bulduğunu iddaa eder, diğeri daha da yaşlısını, bir ilk insan Afrika’da ortaya çıkar, bir Kuzey Avrupa’da. Bir çoğumuz da bunu zaten kabullenmişizdir ve oynanan ateizm oyununun gölgesine girmişizdir de farkında değiliz. Hemen ardından gelen bir diğer yalan ise ilk konuşmayı ne zaman öğrendiği, ateşin ne zaman keşfedildiği ve yazının icadı. İlk hayvanı ne zaman evcilleştirmişiz, ne zaman alet kullanmayı öğrenmişiz, ilk çiftçilik ne zaman başlamış gibi bir çok yalan ile devam ederler. Biz biliyoruz ama farkında değiliz, bu yazılanları okuyunca bildiğimiz asıl gerçekler hiç aklımıza gelmiyor nedense. Evet, İlk İnsan ile başlayalım. İlk İnsan Kimdir? Bu soruyu sorunca hepimiz düşünüyoruz, aklımıza okuduğumuz haberler ya da ateizmin baş savunucusu belgesel kanalları National Geographic, Discovery Channel (bu kanallara dikat

Lanet okumak, Beddua Etmek!

Ey Mümin kardeşlerim ne olursa olsun beddua’dan kaçının. Düşmanınıza bile beddua etmeyin. Son zamanlarda dikkat ediyorum Amerikan filmlerinde edilen küfürü perdelemek için çevirilen “lanet olası” veya “lanet olsun” gibi sizlere komik gelen kelimeler birer aldatmacadır. Bir iki kişi güldürücem diye kazara kendinizin yada bir başkasının hem bu dünyada hemde ahirette azab görmesine belkide ebedi cehennemlik olmasına sebep olabilirsiniz. Lütfen lanet okumayalım, beddua etmeyelim ve her zaman aklımıza aşağıdaki Sahih Hadisler gelsin. “Kendinize beddua etmeyiniz; çocuklarınıza beddua etmeyiniz; mallarınıza da beddua etmeyiniz. Dileklerin kabul edildiği zamana denk gelir de Allah bedduanızı kabul ediverir.” (Müslim, Zühd 74; Ebû Dâvûd, Vitir 27) “Lânetçiler, kıyamet günü ne şefaatçi ne de şâhit olurlar.” (Müslim, Birr 85, 86; Ebû Dâvûd, Edeb 45) “…Mü’mine lânet etmek, onu öldürmek gibidir.” (Buhârî, Cenâiz 84, Müslim, Îmân 176, 177) “Kul, herhangi bir şeye lânet ettiğinde o lânet gökyüzüne çıkar. Semânın kapıları ona kapanır. Sonra yere iner, yeryüzünün kapıları da ona kapanır. Sonra sağa sola bakınır, girecek yer bulamaz da lânet edilen kişiye döner. Eğer gerçekten  lânete lâyık ise onda kalır, değilse lânet edene döner.” (Ebû Dâvûd, Edeb 45; Tirmizî, Birr 48)