İstanbul 3. Havalimanı’nın Adı?

Uluslararası İstanbul 3. Havalimanı’nın inşaatı 17 Haziran da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın temel atma töreninin ardından başlayacak. İstanbul 3. Havalimanı’nın adıda gene bu gün Başbakan tarafından açıklanacakmış. Haberlerde geçen bilgilere göre akıllarda 2 isim varmış. Vecihi Hürkuş ile Hz. Mevlana. Tamam Mevlana’yı anlarımda Vecihi Hürkuş böyle bir havalimanı için maalesef yetersiz kalmaktadır. ilk düşman uçağı düşüren Türk pilotu, ilk Türk uçağını üreten kişi olması son derece önemli işler ama bu derece büyük çaplı bir havalimanına konacak isim sırasında ondan önce çok isim gelmektedir. Benim de bir kaç isim önerim olacak. Konuşulan isimlerden HZ. Mevlana güzel, olabilir. Çünkü dünyanın bir çok yerinde oldukça iyi tanınmaktadır. Mevlana Havalimanı Benim birinci favori ismim ise 1071 Malazgirt savaşını kazanarak Anadolu’nun kapılarını bize açan, Anadolu’yu bize yurt yapan Büyük Selçuklu sultanı Alp Arslan Muhammed. Kendisi Selçuklu’nun en büyük Sultan’larındandır. Bizim bu güzel ve değerli yurda girmemizi sağlayana bu ismi vermek yakışır Alparslan Muhammed Havalimanı. Yıldırım Beyazıd, kendisi oldukça başarılı bir komutandı. Başka bir Türk ülkesini kuran ve o da çok büyük bir komutan olan Timur’a yenilmesi olan diğer tüm başarılı hallerini gölgede bıraktı. Bu talihsiz olaydan dolayı adı hiç ön plana çıkmamıştır ama bu havalimanına ismini vererek onu şereflendirmek çok iyi olur. Kendisi yıldırım gibi

Yeni isimize gidis yolu

Gecen ay gelen yeni is teklifi ile calistigimiz Pamidor’dan ayrilip Fiyo Grup’a ait cocuk zeka gelistirime oyuncaklari satisi yapan Dahi Bebek firmasi ile anlastik. Yonetim yerimiz Kucuk Camlica parkinin hemen yaninda olunca ise giderken parkin icinden geciyorum. Ramazan dolayisiyla uykusuzluktan bitkin dusen bedenim bu muhtesem manzara ve mis gibi havasi sayesinde zimba gibi oluyor. Bi nevi her sabah doping aliyorum. İste bu guzel Kucuk Camlica parkindan sabah manzaralari.

Galata kulesi

Bundan 3 hafta once is cikisi bi İstiklal turuna ciktik. Yolun bitiminde galata kulesine ugrayip onunde birer cay icer laflariz diye.dusunuyorduk arkadasla. Ama maalesef gordukki galata kulesi ailecek gezilecek bir mekandan cok milletin icki lokaline donmus gibiydi. Bir coklarina normal gibi gelebilir ama ben cok yadirgadim dorusu. Boyle guzellik bu amacla kirletilmemeliydi. Gecen hafta ugradigim da ise hersey degimisti. Kulenin etrafi polis kordonu ile cevrilmis icki icenlerden arindirilmisti. Polislere sordugumuzda kavga cikartmislar, o yuzden emir geldi bosalttik dedi. Ertesi gun haber sitelerine baktigimda cevre sakinlerinin uzun zamandir sikayet etmesine ragmen bir turlu temizlenmeyen bu mekan o cikan kavga sayesinde cevre sakinlerinin hakli oldugu anlasilmis ve sonunda temizlenmis. Artik Galata kulesi cok daha temiz ve huzurlu.

İstanbul’da hafta ici tatil sefasi

Herkes tatil icin planini hafa sonuna saklar. Hedefleri sabah erkenden kalkip ailecek guzel bir gun gecirmektir, ama İstanbul’da yasiyorsaniz, o guzellikleri cilesiz tadamazsiniz. Bu hafta basi birsey farkettim. Hafta sonu yol cilesi, piknik yerindeki veya plajdaki asiri kalabaligida hesaba katarsak, hafta ici bir kacamak yapmak cok daha keyifli ve az yorucu. Bizde bu pazartesi isten bir saat erken cikip kavaciktan eve gitmek yerini ufak bir manevrayla Beykoz Riva’ya yolumuzu cevirdik. Normal vakitlerde plaj kisi basi T TL, aksam 6’dan sonra ise ucretsiz. Bu yuzden plaja odeyecegimiz paralari kullan-at mayolarina ve iceceklere verdik. 2 saatlik bir deniz sefasindan sonra İstanbul’lularin her aksam cektigi is cikisi trafik cilesiyle cebellesmek yerine yine yol ustundeki Cengelkoy’e gecip gun batiminin keyfini surerek bogaz kenarinda cay ve cekirdek molasi verip muhabbetin dibine vurduk. Eger bu kafa iznini yapmasaydik, eve saat aksam 8:30’da varacaktik. Bizse bu kadar eglencenin uzerine eve varis saatimiz aksam 9:30.

Fetih 1453 Filmi İnceleme

Bu akşam Aksoy Film tarafından çekilen, plan aşaması 3 yıl, çekimleri ise 21 hafta süren ve bugün gösterime giren Fetih 1453 filmine gittim. Film, tarihimizde bu tür görsel efektlerle çekilen ilk filmimiz olduğunu herkes biliyor. Filmden gözlediğim izlenimleri aşağıda kısa kısa anlatmaya çalışıcam. Adı: Fetih 1453 (2012) İnceleyen: İsa Koç 2012-16-02 Filmde ilk gözlemlediğim, sahneler ilerledikçe oyunculuklar ve çekim sahneleri daha bi profesyönelleşmeye başlamışlar. İlk bakışta bu ne biçim filmmiş demeyin. Çünkü yıllardır bu tür filmler çeken deneyimli set ve oyuncu kadromuz hiç olmadı, bu ilk defa bu filmde denendi ve uygulandı. Fatih Sultan Mehmed’i canlandıran Devrim Evin biraz karakterde cılız kalmış, hiç heybetli bir duruşu yok maalesef. Ayrıca oyunculuğu amatörün biraz üzeri seviyesinde olmuş. Baş karaktere bu oyunculuğu yakıştıramadım, Fatih Sultan Mehmed Han karakterini canlandıran Devrim Evin yerine amatör oyunculardan Enes Baydan’ın bu rolü daha hakkıyla oynayacağını düşünüyorum. Ulubatlı Hasan’ı canlandıran İbrahim Çelikkol filmde daha baskın karakter olarak göze çarpıyor. Rum Elena’yı canlandıran Dilek Serbest ile filmde aşkta var demeye çalışmışlar. Dövüş sahnelerinde hep Ulubatlı Hasan ön plana çıkmış. Ana sahnelerin çekimi çok iyi çekilmiş, Şahi Topu’nun dökümü, çıkartılıp surların önüne getirilmesi, surlara ateş edilmesi, hepsi çok iyiydi. Yine filmde tek geçebileceğim en güzel sahne Constantine’in Hipodrom’daki konuşması ile

Osman Ziya Sülün

Bugün olacak o kadarda bir replik vardı, kontör dolandırıcılarını anlatan. Orada Sülün Osman’dan bahsettiler. Bende googleda bir araştırayım dedim kimdir bu şahsiyet diye. Ama oldukça ilginç birisi imiş. Kemal Sunal’ın En Büyük Şaban filmine ilham kaynağı olan adamdır. O kadar meşhur olmuşki Almanya’da yayınlanan BUNTE dergisi 30 – 35 sene önceki sayılarının birinde Sülün Osman’a 10 sayfa kadar yer vermiş. En sonunda tövbekar olduğunda ve cezası bittiğinde Komser onun iyi bir vatandaş olarak yaşaması için İzmir’deki arkadaşının yanına göndermiş. Sülün Osman İzmir Saat Kulesinin önünde Komserin arkadaşını beklerken yine bir vatandaş gelip bu saat satılıkmı diye sorduğu rivayet edilir. Kendisinin çarptığı kişiler genellikle kısa yoldan zengin olmak isteyenler olduğuna dikkat çekilir. Hayatı: (1*) Osman Ziya Sülün, (d.1923 ö. 1984) Dolandırıcılar kralı “Sülün Osman” olarak Türk tarihine geçen bir kişidir. Osman Ziya Sülün, 1923’te İstanbul’da doğdu. Adını duyurduğu ilk “işini” 1948 yılında Fatih’te yeni tuttuğu evin sahibini dolandırarak yaptı. 1950 ve 60’lı yıllardaki “işleriyle” ün kazanan “Sülün Osman”, tramvay, Galata Kulesi, kent meydanlarındaki saatler, şehir hatları vapurları gibi kamu mallarını saf vatandaşlara ‘satarak’ ya da ‘kiraya vererek’ efsane haline geldi. Galata Köprüsü’nü satmak üzereyken tesadüfen yakalandı. Ölümüyle ilgili kesin bilgi olmamakla birlikte, polisin tahminlerine göre 1984’te Beyoğlu’nda sürekli kaldığı otelde kalp krizinden öldü

Sultanbeylispor maçında hoş anılar

Oturduğum ilçenin futbol takımı olan Sultanbeylispor 1980’li yıllarda daha köy iken, köy halkı tarafından kurulmuş bir futbol kulübü. Yıllardır amatör kümede mücadele edip duruyor. Bu sene İstanbul Süper Amatörde çok iyi bir kadro ve puana sahibiz. Şuanda ikinci sırada olsak bile sezon sonunda bize yetecek. Kulübün amigosu ve Liseden arkadaşım olan Sercan Aksu maça gelip taraftar siteleri için fotoğraflar çekmemi istedi. Bende arkadaşım Ali ile birlikte maçın yolunu tuttum. Maça başlamadan önce takımımızın takım halinde bir fotoğrafını aldım. Hocamızda eski Fenerbahçeli futbolculardan. Dedi hemen bundan bir tanede ben istiyorum. 🙂 Nerdeeee, onun peşinde koşcak değiliz ya. Neyse maç başladı sağdan solda, ordan burdan derken bir miktar fotoğraf çektim. Sonra arkadaşım Ali ile çıktık tribüne maçı izlemeye başladık. Öyle aramızda maç hakkında yorumlar yapınca. Bizi gazete muhabiri sanan bir kısım taraftar etrafımızı ablukaya aldı ve gazetedemi çalışıyorsun dediler bende biraz eğlenelim diye evet deyince başladılar maçlar hakkında dert yanmaya, yok şöyle yaz yok böyle yaz diye 🙂 Keyifli bir maçtan sonra tabi bizde gazeteci izlenimi vermeye çalışarak maç yerinden ayrıldık. Ama ufak bir nasihat siz eğer bu durumla karşılaşırsanız gazeteci olsanız bile değilim değin. Yoksa maç boyunca etrafınızda size birşeyler söylemeye çalışan bir sürü insan olucaktı 🙁 Birde rakip takımın kadrosunda

Alonso’yu çektim

Artık bir blog sayfamız olduğuna göre sadece yeni yaptıklarımdan bahsedecek değiliz tabi. Daha önceki güzel anılarımdan da biraz aktarmalar yapmak istiyorum. Geçen Mayıs ayında bir cumartesi günü bir fotoğraf makinası satın adlım. Markası Canon S1 Powershot. Kısmet ya aldığımın ertesi günü F1 Renault takımı sürücüsü Alonso İstanbul Eminönü’nde hipodrom diye bir alan var orada şov yapmaya gelicekti. Bende arkadaşımla birlikte bu fırsatı kaçırmamak için motorsikletimle Eminönü’ne gittim. Acayip kalabalık bir ortam vardı. Gösterisini çekebilmek için epeyi zorlandım. Daha yeni aldığımız için hafıza kartı alma fırsatımda olmadı. İçinde 32 mblik bir kart vardı. Onunla 20 civarı fotoğraf çekebildim birde 14 saniyelik bir video. Tabi videoyu izleyince farkediceksiniz, sanki ön taraftayım gibi duruyorum ama önümde pistele aramda 4 kişi var. 4’er kişiler halinde pist boyunca millet istiflenmiş. Bizde makineyi havaya kaldırıp öyle çekebildik. Yer çok kalabalıktı, fotoğraf çekmek neredeyse imkansızdı, bizde beklemek yerine İstanbul’un keyfini çıkara çıkara dolanmaya devam ettik motorsikletimizle. Fotoğraf için o kadar bekleyemedim maalesef, onun yerine bizim gazete de çıkan Alonso fotoğrafını almayı daha iyi buldum. 😉 Bu Alonso’nun şov videosu Buda Alonso’nun fotoğrafı Bu fotoğraf  Zaman Gazetesinde de kullanıldı, fakat bunu çeken tabiki ben değilim, o zaman orada çalıştığım için gazeteden rica edip almıştım. Üzerine tıklayıp büyük halinide