THK-13 uçan kanat, Türk hayalet bombardıman uçağı, Kopyası Amerikan B2 Bombardıman Uçağı

Soldaki: 1948 THK-13 uçan kanat, Türk hayalet uçağı, Türk Hava Kurumu 1948 yılında Ankara Etimesgut'daki fabrikasında üretti - Sağdaki 1981 üretimi Amerikan uçan kanat B2 bombardıman uçağı, piyasa satış fiyatı 1 milyar $ civarı
Soldaki: 1948 THK-13 uçan kanat, Türk hayalet uçağı, Türk Hava Kurumu 1948 yılında Ankara Etimesgut’daki fabrikasında üretti – Sağdaki 1981 üretimi Amerikan uçan kanat B2 bombardıman uçağı, piyasa satış fiyatı 1 milyar $ civarı

THK-13 uçan kanat, Türk hayalet bombardıman uçağı, Amerikan tarafından kopya edilerek 1981’de üretilen B2 Bombardıman Uçağı, şu anda 1 adetinin piyasa satış fiyatı tam 1 Milyar $’dır. Biz ize bu uçağı ilk üreten ülke olduğumuzu biliyor muydunuz? 1948 yılında Türk Hava Kurumu (THK) tarafından üretilen THK-13 Uçan Kanat Türk hayalet uçağımız gene 1948 yılında bir yahudi olan Sedat Simavi tarafından kurulan ülke içindeki en büyük vatan haini yetiştirme ve kullanma kurumlarından olan Hürriyet gazetesi ve aynı fikir ve duygu bağını taşıyan diğer yayın organları tarafından önce kötülenerek sonrada yaptığı bir kaza üzerine tüm üretimleri iptal ettirilerek uçak üretim piyasasından çekildiğimizi biliyor muydunuz? Ne acıdır ki böyle değerli bir projenin son bulunması Adnan Menderes (1952) zamanın da olmasına denk gelmiştir.

THK-13 fotoğraflarını görmek için tıklayınız

THK-13 uçan kanat hakkında basında çıkan haberler;

Takvim Gazetesinin köşe yazarı Emin Pazarcı’nın Mayıs 2012’de yazdığı ABD kazığını yeni çıkarıyoruz isimli yazısı

Amerika bize öyle bir kazık atmış ki, dövünüp kendimizi yerden yere vursak yeridir. Aradan altmış küsur yıl geçtikten sonra şimdi yeni çıkarıyoruz. İnanılması güç ama ABD’nin Irak’ta kullandığı o teknoloji harikası “hayalet uçakları” ilk biz ürettik. Hem de 1948 yılında! Sonra, Marshall Planı ile birlikte uçak üretiminden vazgeçtik. Öyle bir hale getirildik ki, bırakın uçağı, şimdi yerli otomobil üretip üretemeyeceğimizi tartışıyoruz.
THK Havacılık ve Uzay Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ünsal Ban’ın verdiği bilgiler, tüyler ürpertici!..
Bugün yerli otomobil yapıp yapamayacağı tartışılan bu ülke, 1930’dan 1950’ye kadar uçak üretti.
Hem de 15 farklı modelde. Yetmedi, bunları Danimarka ve Hollanda gibi ülkelere de ihraç etti. Çizdi, üretti ve sattı!
Bu ülke, 1948’de “uçan kanat” yaptı. Yani, Körfez Savaşı sırasında ortaya çıktığında hepimizi hayran bırakan ABD yapımı “hayalet uçakların” projesi bize ait. Üstelik, bunlar sadece kağıt üzerinde kalmadı, “uçan kanatlar” Etimesgut’ta denenip uçuruldu da. Bakın fotoğraflarına, aralarında hiçbir fark yok. 1946-1947’de bizim düşünüp 1948’de gerçekleştirdiğimizi, Amerika 33 yıl geçtikten sonra 1981’de hayata geçirebildi!
Sonra, Marshall Planı devreye sokuldu. Bize, “Siz neden uçak üretmekle uğraşıyorsunuz” dediler:
– Gerek yok. Bırakın bu işleri.
Biz üretir, size yardım olarak veririz.
Biz fabrikaların kapısına kilit vurduk. Onlar da gönderdiler hurdaları, sattılar yedek parçalarını.
Frenlediler, durdurdular, sömürdüler! Yıllar boyunca ülkeyi yönetenlerden bir Allah’ın kulu da çıkıp bu ihanete “dur” demedi! Dile kolay; aradan tam 64 yıl geçtikten sonra açığı kapatmaya çalışıyoruz. İlk adım bugün atılacak.
THK Havacılık ve Uzay Bilimleri Üniversitesi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından saat 10:30’da açılacak.
Peki ne yapacak bu üniversite?
Pilot, teknisyen, hava trafik kontrolörü ve kabin memuru yetiştirecek. 2014’ün ilk aylarında da semalarımızı bu üniversitede üretilecek yerli uçaklar kaplayacak.
Kaderin cilvesine bakın ki, uçakların üretimi 1950’lere kadar kullanılıp kapısına kilit vurulan o eski “uçak fabrikası” binasında gerçekleştirilecek.
Bitmedi, bu kadar da değil…
Buradan astronotlar yetişecek.
Türkiye’nin ortaya koyduğu “2023 Yılı’nda uzaya çıkacağız” hedefini THK üniversitesi mezunu astronotlar gerçekleştirecek. Birileri yine taş koymaz ve engellemez ise, belki yerli uzay mekiğimizi bile yapacağız.
Türkiye için heyecan verici bir tablo.
Oysa, yıllar önce önümüze taş konulmasa, ufkumuz kapatılmasa, bütün bunlar son derece basit ve rutin havacılık faaliyetleri olarak görülecekti! Üstelik, havacılık alanında dünyada büyük bir değişim var…
THK Üniversitesi de resmi açılışı yapılmadan bu değişimi kavramış durumda. Öyle görünüyor ki, 2020’li yıllara gelindiğinde uçakların da pabucu dama atılacak. 1800’lü yıllardan kalma “hızlanarak havalanma” anlayışı terk edilecek.
Muhtemelen geleneksel uçakların büyük bölümü hurdaya çıkacak.
Gökyüzünü, uçan daire benzeri başka hava araçları kaplayacak.
Şimdilik adı konulamıyor. Henüz ticarileştirilmedi ama Japonlar ilk üretimi yaptı.
Bu hava araçları, piste ihtiyaç duymayacak. Olduğu yerden kalkıp, istedikleri yere iniş yapabilecek. Kim bilir, belki gelecekte otomobillerin yerini uçan daire benzeri bu hava araçları alacak.
Rektör Ünsal Ban da dikkatini bu noktaya çevirmiş durumda ve oldukça iddialı:
– İşte biz bu yeni teknolojiyi yakalayacağız. Türkiye büyük bir değişim içinde.
Dünyanın 37. havacılık üniversitesinin bugün Cumhurbaşkanı tarafından Ankara’da açılacak olması, bu değişimin en önemli göstergelerinden biri.
Üstelik, THK Havacılık ve Uzay Bilimleri Üniversitesi, emsallerinden çok daha avantajlı.
90 uçağı ve 4 pisti ile imkânları en geniş olanı.
Alt yapımız hazır.
Yetişmiş beyin gücümüz var.
Amerikalılar’ın 1981’de başardığını, 33 yıl önce 1948’de düşünüp hayata geçirecek kadar da ufuk sahibiyiz. Bu ülke insanı, yıldızlara bile ok atar! Yeter ki, iyi yönetilsin ve önüne taş konulmasın.

 

Linklup.com isimli internet sitesinin Osman Selçuk Özkan isimli yazarı tarafından Ağustos 2013’de yazılan yazısı

Bir zamanlar bu ülkede iyi şeyler de yapılmış. “Bu memleketten birşey çıkmaz” diyenlere inat yerli arabayı da üretmişiz, uçağı da. Ancak ülkenin önünde duran birtakım karanlık güçler satılmış bürokratların da gayretleriyle bu yükselişi tersine çevirmeyi ne yazık ki başarmışlardır.

Birkaç yıl önce filmi de yapılan ilk yerli otomobil Devrim’in acıklı hikayesini bilirsiniz. İşte bu da onun gibi birşey.

Bir zamanlar uçak üretmişiz uçak. Ancak bugün uçak tekerleği bile üretmeyen bir durumdayız. Bu gün eğer bu noktadaysak günümüze kadar gelen tüm iktidarların, tüm bürokratların bunda katkısı vardır.

İlk test uçuşunda birtakım sorunlar yaşayan ekibin projesi basın tarafından acımasızca eleştirilmiş, adeta yerden yere vurulmuştu.

THK-13’ün bu ilk ciddi kazasına basının tepkisi ilginçti. Önde gelen gazetelerin çoğu, ağız birliği etmişçesine projenin maliyetini eleştiriyor, THK projelerini yerin dibine sokuyor; Kurum’u alaya alıyor, aşağılıyordu. Örneğin 28 Ağustos 1948 tarihli Hürriyet gazetesinin ilgili habere layık gördüğü başlık ve giriş şöyleydi:

  • Hava Kurumu bir uçan kanat inşa etti
  • Uçan kanat Çankaya üzerinde düştü
  • Bundan habersiz olan radyo da Hava Kurumunun başarılarını methetti!
  • 29 Ağustos tarihli Hergün gazetesiyse, haberi şu başlıkla veriyordu:
  • Zararın neresinden dönülürse!

Neredeyse tüm gazetelerde, kazayı konu alan haber şu paragrafla bitiriliyordu:

“Uçan kanadın düşmesinden sonra Hava Kurumu tayyare imal etmekten vazgeçmiş ve piyasadan çocuk karyolası, masa, dikiş kutusu gibi siparişler almaya başlamıştır.”

İşte bu ülkenin ve Türk mühendislerinin önünü kesmek için sözleşmiş satılmışlarla, yardakçı basının daha önce de ülkeyi defalarca nasıl sattığının, nasıl baltaladığının ve bu halkı nasıl aptal yerine koyduğunun hüzünlü hikayesidir…

Şimdi gelelim konuya…

Askerlik görevini tamamlayıp 1947 yılı sonunda THK Uçak Fabrikası’ndaki görevine geri dönen Yüksek Mühendis Yavuz Kansu, farklı bir uçak geliştirmek istediği “uçan kanat” projesini yönetime bildirdi. Yakın zamanda sona eren İkinci Dünya Savaşının ardından fabrikada görevli Polonyalı mühendisler ülkelerine geri çağrılmış, fabrikada sadece Türk mühendisler hizmet vermekteydiler. Bu projeyle aynı zamanda Türk mühendislerinin yapabileceklerini de ortaya koyacaktı. Düşük maliyetli “uçan kanat” projesinin uluslararası havacılık sanayiinde ses getirmesi bekleniyordu.

Süratle tamamlanan ana tasarım ve teknik hesaplamaların ardından fabrikanın 13. projesi olması vesilesiyle “uçan kanat”a THK-13 ismi verildi. Planörün, hafif olması için ahşaptan imal edilecekti. Tek pilot tarafından yönlendirilmesi düşünülen uçağın kokpitinin üstü açıktı. Hemen altında ana iniş takımı bulunuyordu. Uçakla veya otomobille çekilerek havalanacak şekilde tasarlanmıştı.

O yıllarda ülkemizde henüz rüzgar tünelinin olmamasından dolayı hazırlanan 1/10 ölçekli model, THK-5 uçağının üzerine konularak gerekli testler gerçekleştirildi. Hava akımı ve kumanda değerleri yapılan hesapları doğruluyordu. Hemen üretime geçildi.

İLK TEST UÇUŞU

Aşağı yukarı 8 ay süren çalışmalar sonrasında THK-13 prototipi tamamlanmıştı. İlk uçuş 20 Ağustos 1948 de Test Pilotu Kadri Kavukçu tarafından gerçekleştirdi. Pistte küçük aralıklı zıplamalarla başlayan testler yerini kısa uçuşlara bıraktı. Planör bu uçuşlarda Focke-Wulf 44 uçağıyla çekilerek kalkıyordu.

26 Ağustos’da yapılan uçuştaysa talihsiz bir kaza yaşandı. Uçakla havalanan THK-13, Çankaya üzerine gelerek Cumhurbaşkanı İnönü’ye gösterilecekti. 300 metre yükseklikte Çankaya semalarına varan THK-13 bir anda uçağın bağlı olduğu telden kurtuldu. Uçan kanat, Küçükesat bağlarındaki düzlüğe inmeyi başardı. Mecburi iniş ufak defek hasarlarla atlatılmıştı.

Derhal kurtarma ekipleri olay yerine vardılar. Planör hızla tamir edildi. Olduğu yerden Focke-Wulf 44 uçağıyla çekilerek tekrar havalandırıldı. Yerden yükselen THK-13 kısa süre sonra tekrar telden kurtuldu ancak bu sefer daha sert bir iniş yaptı. Kazada pilot hafif yaralanırken, planörde ağır hasar oluşmuştu.

Ekip yılmadı… Fabrikada çalışmalar tekrar başladı. Tasarım elden geçirildi ve ana yapı güçlendirildi. Bu kez Cemal Uygun test pilotu olarak seçilmişti. Kısa sürede tamamlanan çalışmaların ardından 29 Eylül de ilk uçuş planlandı. Sıçrama testlerinden sonra ertesi gün daha uzun uçuş yapılmasına karar verildi. 30 Eylül günü kalkış sırasında uçağın çektiği THK-13 sağa kaçmaya başlamıştı. Pilotun verdiği kumandalardan yerden bu kaçışın önlenemediği anlaşılıyordu.

Test pilotu Cemal Uygun, çok az irtifa aldıktan sonra teli çeken uçağı tehlikeye atmamak için teli bırakmak zorunda kaldı. THK-13 yan yatarak piste çarptı. Bu kez de pilot kazayı hafif sıyrıklarla atlatmış ancak planör tamamen parçalanmıştı. Yapılan incelemelerin ardından kanat içindeki ağaç parçaların sıkıştırılmasında kullanılan mengenin unutulduğu farkedildi. Yerinden çıkan mengene kalkış sırasında sıkışarak kumanda sisteminin çalışmasını engellediği ortaya çıktı.

Yine Devrim otomobilinde olduğu gibi dereyi geçip kıyıda boğulmuştuk.

Paris Havacılık Fuarı’nda sergilenen, yurtdışında büyük ilgi gören THK-13 projesi kazadan sonra geliştirilemedi. Büyük heyecanla başlayan ilk yerli uçak projesi tarihin tozlu yaprakları arasında kayboldu gitti.

NEDEN UÇAN KANAT

Teorik olarak uçan kanat, aerodinamik açıdan en verimli uçuş yeteneklerine sahip uçak tasarımıdır. Bunun nedeni, hava filelerinin kanat yüzeyini tam olarak kullanması. Böylece irtifa kaybetmeden daha fazla süzülebilen uçan daha az motor gücüyle ekonomik uçuş yapılabiliyor.
Kanatlarla birlikte yüzey genişlediği için taşıma kapasitesi standart tasarımların çok daha üzerinde.
Tasarımın dezajantajı uçağın kontrolünün zor olması. Bu problem yeni nesil uçaklarda geliştirilmiş otopilot sistemleriyle çözülüyor.
Boeing in “Phantom Works” (Hayalet İşler) bölümü tarafından geliştirilen 7 metre kanat açıklığına sahip X-48B, NASA nın desteklediği fonlarla ilk uçuşunu 2007 de yaptı. 3 bin metre yüksekliğe çıkabilen uçak, saatte 220km hıza ulaştı. Modelin geliştirilerek önümüzdeki 20 yıl içinde sivil yolcu taşımada kullanılması planlanıyor.

Halen kullanılmakta olan B-2 bombardıman uçağı, uçan kanat tasarımının en başarılı örneği. Havacılık dünyasının 1 milyar dolarlık birim fiyatıyla en pahalı uçağı ünvanını elinde bulunduran B-2, radara yakalanmıyor.

THK-13 Türk Uçan Kanat hakkında paylaşılan fotoğraflar

Not: Fotoğraflar kopkit.aero isimli internet sitesinin Yıllar önce uçan kanat yapmıştık!  isimli yazısında paylaştığı fotoğraflardır.

“THK-13 uçan kanat, Türk hayalet bombardıman uçağı, Kopyası Amerikan B2 Bombardıman Uçağı” için 17 cevap

  1. Bir havacı olarak böyle bir uçak projesinin geçmişte yarım kaldığını öğrendiğim için çok üzüldüm, böyle bir uçağın varlığını ise çok geç öğrendiğim için ikinci kez üzüldüm. Bunlar çok değerli bilgiler, paylaşımınıza sağlık.

    • Aynen, bende duyduğumda çok üzüntü duyuyorum. Bize yıllarca halkımızın kolaycı olduğunu, işin basitine kaçtığını, uyuşuk olduğunu, beceriksiz ve geri zekalı olduğunu benimsetmeye çalıştılar. Yalnız bu uçakla, sonra Nuri Demirağ’ın yaptığı yolcu uçaklarıyla, Erbakan Hoca’nın yaptığı devrim arabasıyla bir gerçekte ortaya çıkıyor ki, gerçekten bizim milletimiz bir iş yapmaya başladığında işi ticari amaçtan çok kullanışlılık ve gelişmiş özelliğine, dünyada ilk örneği olması gibi noktalarıyla hep ön planana çıkan araçlar üretiyorlar. Bu da haliyle bizi kendilerine muhtaç bırakanlar anında korkutuyor ve fitne fesatla bu işe hep engel olmaya çalışıyorlar.

      Bu uçakda görüldüğü üzere dünyanın 30 yıl ilerisinde bir teknolojiye sahip bir üretim. Düşünün dünya da uçak üreten ülkeler var, siz ilk defa uçak üretmeye başlıyorsunuz ve ürettiğiniz uçak dünyanın 30 yıl ilerisinde. Mesela Erbakan Hoca’nın ürettiği Devrim otomobilide aynen böyle. Bir belgeseli vardı, orada anlatıyordu, dünyada çift far sistemi ilk defa bu araçta kullanılmış, dünyada bir ilke sahip direksiyon sistemi gene bu araçta kullanılmış, daha geniş görüş açısı sağlayan camlar vs. Araba rafa kalkmış ama arabayı bir çok imalatçı incelemeye gelip sonra bunda kullanılan teknolojileri bir dünya standartı olarak kendi araçlarına uygulamışlar.

      İşte dış ve iç mihrakları korkutan bu.

  2. Çok değerli bir yazı paylaşımınız için teşekkürler. İnşallah tümüyle Özgür Hür Bir Türkiye oluruz. Büyümek gelişmek için yanan gönülleri söndürüp bir daha yanmamak üzere üstünü kapayanlardan kurtuluruz. Türkiyenin büyük bir gerçeği ( Hiç bir iyilik cezasız kalmıyor )

    • Normal uçaklar dar bir kanat yapısı kullanılar ve bunları uçurmak oldukça kolaydır, fakat uçarken çok ses çıkartırlar. Uçağın sesini kısmak için en büyük çare kanat yapısını hayalet uçaktaki gibi büyük ve üçgen şeklinde yapmak. Hayalet uçağın kanat yapısı onu uçarken oldukça sessiz kılmakta. Ayrıca çok ekonomik uçmasını sağlamakta.

      İşte THK-13 uçağıda bu fikri ilk düşünülüp uygulanan uçak olması sebebiyle casus uçakları babası sayılırlar.

  3. Merhaba, Öncelikle halkımızı bilgilendirmeye yönelik paylaşımlarınızı taktirle karşıladığımı bilmenizi isterim. Üstad’a verdiğiniz linki farkettim, ayrıca tebrik ederim.

    Konuya dönecek olursak, I. ve II. dünya savaşları ilgi alanımdır. Yazınızı okuduktan sonra düzeltme ve bilgilendirme ihtiyacı hissettim.

    Günümüzde kullanılan/geliştirilen modern savaş teknolojilerinin temelinde II. dünya savaşı yatmaktadır. En kısa ifadeyle II. dünya savaşı silah endüstrisi için deneyimlenebilen ve gerçek zamanlı sonuçları gözlemlenebilen canlı bir ar-ge üssüydü.

    Bu dönemde Almanların siyon desteğiyle geldikleri noktayı görmezden gelmek aptallıktan öte gitmeyecektir. Ve günümüzdeki süper güçleri süper güç yapan yegane kırılma noktası Berlin’dir. Berlin’e önce giren kârlı çıkmıştır. Ama sosyo-politik ama ekonomik. Hangi yönden incelerseniz inceleyiniz, bu budur. Hatta bu konuda anekdot mevcuttur. Berlin’e ABD getirilen mühendis ekibi Almanların saldırı ve savunma amacıyla geliştirdikleri en son buluşları, yüksek ve düşük frekans teknikleri, roketler ve roket savunma teknikleri, Jet motorlu uçak prototipleri, Nükleer enerji ve atom tekniği ile ilgili mikrofilmleri inceledikten sonra Almanlar bizden en az 10 yıl ileri bir teknolojiye sahip demiştir.

    Dolayısıyla Almanların kağıt üstünde savaşı kaybetmelerine neden olacak hiçbir done olmadığı gibi herşey lehlerineydi. Almanlar verilen görevi tamamladıkları için subayları, komutanları, mühendisleri kısaca beyin takımı satın alınarak Nazi Almanyasının kalemi kırılmıştır. Bu arada Nazilerin yegane görevi I. dünya savaşının sebebi olan israil terörist devletinin kurulmayarak dahası yahudilerin İngilterenin kucağına düşmüş olmasıdır. II. dünya savaşında bizzat Kriegsmarine tarafından yahudiler vaadedilmiş! topraklara taşınmıştır.

    Geri dönecek olursak, Berlin’e ilk giren ganimeti toplamıştır.

    Tam bu noktada bu uçak konusu yazımızın mihenk taşıdır. Yazınızda bahsi geçen uçak bizzat Hitlerin emriyle tasarımları Reimar and Walter Horten’e üretimi Gothaer Waggonfabrik’e yaptırılmıştır. Şirketin daha o dönemde Ufo ve uzay temalı tasarımları ve envanterleri göz ardı edilmemelidir.

    Hitlerin Luftwaffe’ye ve dolayısıyla Gothaer Waggonfabrik’e şartları şunlardı;

    – Radar’a yakalanmamalı
    – Uzak mesafe yol kat edebilmeli (Plan ABD’nin büyük şehirleri bombalanmadan ABD’nin savaştan çekilmeyeceği felsefesi üzerine konumlandırılmıştır.)
    – Ve en önemlisi, bilinen hava taşıtlarından farklı olarak Nükleer içerikli savaş envanteri taşımalıdır.

    Yukarıdaki maddelerin hiçbiri o günün şartları için komik gelmemelidir, aksine ciddiye alınmalıdır. Çünkü daha önce Hitlerin modellediği ve savaş endüstrisine kazandırdığı örnekler ortadadır. Bkn: Gustou, Dora, Maus, Ratte ve Monster-(Örneği yoktur) tankları, V1-V2 roketleri, Çılgınca inşaa edilmiş hava savunma kuleleri, Hâla karadenizde bulunabilen P08 tabancalar, UFO prototipleri, Ubot’lar emsalsiz tasarım örnekleridir.

    Savaşın son dönemleri olan 1 Mart 44″ yılında bahsi geçen uçak jet motoruyla (Tarihte ilk Almanlar tarafından bu savaş sırasında icat edilmiştir.) ilk uçuşunu yaparak Hitler’e taktim edilmiştir. Ancak savaş ekonomisi, işgal ve değişken şartlar nedeniyle üretime geçirilemeyen bu muazzam cihaz amerikalılar için tam bir savaş ganimeti olmuştur. Ve ülkelerine götürdükleri ilk gizli ibareli kargo budur. Uçak derinlemesine incelenmiş ve ancak amerikan teknolojisi 89″ yılında ilk testleri yapabilecek konuma gelmiş ve 97″ yılında ordu envanterine sokulmuştur. Ne ilginçtir ki, “97 yılında seri üretime geçen uçak Hitlerin isteklerinin ABD bayrağıyla vücüt bulmuş halidir. Merak edenler için, uçak ilk önce Almanya’dan Tenesse’de bulunan Sabre Army Airfield askeri üsse getirilmiş daha sonra ABD’nin kozmik odası olan 51.Bölge’ye nakledilmiş ve halen bizim bilmediğimiz diğer savaş ganimetleri arasındaki yerini almıştır. Ayrıca minimize edilmiş bir kopyası San Diego’da bulunan hava ve uzay müzesinde yerini almıştır.

    Sonuç olarak, ne ACIDIR ki, ilk yapan, düşünen biz değiliz.

    Yazınızda bahsettiklerinize katılmakla beraber, o yıllarda Türkiye Devleti kesinlikle ve kesinlikle rol oynatacak değil rol OYNAYACAK bir yapıda dizayn edildiğinden Vecihi Hürkuş gibi daha adını bile duymadığımız fikir adamı ve mucitler kemalistler ve ağababaları olan Kapitalist/Siyonist sistem karşısında diz çöktürülmüş yetmemiş tabiri caiz ise dizleri kesilmiştir.

    Konumuz üzerine son olarak ilk pilotlarımız olan Tayyereci Sadık, Fethi, Nuri beyler’e rahmet okumadan geçemeyeceğim.

    *Konu olan uçak;
    http://emailsfromgrandma.com/wp-content/uploads/2011/06/ATT00171.jpg

    http://emailsfromgrandma.com/wp-content/uploads/2011/06/ATT00153.jpg

    http://2.bp.blogspot.com/-M5MP7EW2fmo/TrFcfl6FN3I/AAAAAAAAAoo/LcvL_EdoxRQ/s1600/Horten_IX_V3_All.png

    http://www.the-blueprints.com/blueprints-depot-restricted/ww2planes/horten/horten_ho_iv_a_flying_wing_sailplane-40275.jpg

    https://eshop.hobbyart.sk:4443/modeltalking/wp-content/uploads/2010/10/Instructions_camo.jpg

    Tanklar;
    http://www.google.com.tr/url?sa=i&rct=j&q=&esrc=s&source=images&cd=&ved=0CAQQjBw&url=http%3A%2F%2Fcdn.omgfacts.com%2F2014%2F6%2F14%2F22e408c821b5e873cea10067383ee08f&ei=ifS_VLr9Ds7raNKLgaAB&bvm=bv.83829542,d.d2s&psig=AFQjCNGECJ3StGEDErkys3LyOWYOltrOEQ&ust=1421952516474451

    http://landcruiser.greyfalcon.us/pictures/lz2.jpg

  4. Admin kardeşimiz kendisi mi yazmış başka bir yerden mi almış bilmiyorum ancak bu haber milli duyguları sömürme amaçlı yapılmış asparagas bir haberdir.

    • Yazının baş kısmı bana ait. Diğer 2 haber ise yazarların orjinal yazılarından alıntı. Milli duyguları sömürme olarak algılaman şaşırttı beni.

  5. bir mühendis arkadaşım galiba amerikan okullarında okuyup, diploma almış, çaktırmadan beyni yıkananlardan yani, kimisi bilerek,kimisi bilmeden…..

  6. Yarasa uçakları incelerken önce Bk sonra da THK-13 ile karşılaştım ve ilgimi çekti nasıl olabilir dedim. Biraz araştırdım, THK-13 projesi 1952 hükumeti zamanında sonlandırılmış. Yazıda 1948 yılında Sedat Semavi tarafından kurulan Hürriyet bu tarih esas alınarak suçlanmış. Ben kimseyi suçlamıyor veya savunmuyorum ama bu mantıkla bakarsanız 1948 yılı vatanı sevenlerin başlattığı projeler söz konusu iken 1952 yılında bu projeleri iptal eden Adnan Menderes hükumeti oluyor, sadece düz mantık. Esasen yazının baş kısmında sorun var. Dayanağınız olsun.

  7. Kuyruksuz bir Delta kanat bilgisayar desteksiz uçması imkansızdır. Belkide bu sebeple proje 1952 de rafa kaldırılmıştır. Manupile edecekseniz bile altını doldurun.!

    • Yani demek istiyorsunuz ki bilgisayarın icat edilmesini beklemek için uçak fabrikasını kapattılar.

    • :)) Dimi ya. Aynen dediler ki bilgisayar 15 yıl sonra icat edilecek biz de o zamana kadar zarar etmek yerine fabrikayı kapatalım 😀

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This blog is kept spam free by WP-SpamFree.