Askere Gidiyorum

Evet arkadaşlar, gün geldi çattı askerlik zamanına. Yarından itibaren Asker olacağım İnşallah. Piyade olarak Balıkesir Merkez’e acemilik görevine başlayacağım. Biraz geç oluyor askere gidişimiz ama nasip bugüneymiş. Kısa dönem zorlamadık ama genede geçmişte kurduğumuz bir işin facia ile sonuçlanması sebebiyle bizi askerliğini geç yapanlardan olma sıkıntısı verdi. İnşallah fazla zorluk çekmeyiz, gerçi uyumlu biriyimdir, çok zıt biri çıkmadığı sürece Allah’ın izni ile güzel güzel görevimizi tamamlayıp geleceğiz. Sizler yine sormak istediklerinizi gerekli konular altından sormaya devam edin, ben fırsat buldukça bilgimiz yettiği kadar cevaplandırmaya çalışacağım İnşallah. Herkes hakkını helal etsin.

3 boyutlu yazıcılar ve yapabildikleri

3D yazıcı teknoloji en çok kalıp teknolojisini rahatlattı. Önceleri atıyorum bir araba jantı üreteceksin. Jantın dengesi tasarımı vs vs. onu en mühekkemel halde yapacak kalıbı defalarca denemeden ve ustalık işinden sonra 500bin TL, 1milyon T belkide daha fazla tutarda maaliyetlere sadece kalıbı üretiliyordu ve bu kalıp sayesinde gerçek üretime geçiliyordu. Bir arada var 10binlerce parça, herbiri için aynı durumu yapmak gerekiyor, buda 100milyonlarca lira demek olabiliyor. İşte bu 3 boyutlu yazıcı sayesinde artık hiçbirşeyi kalıba dökmeden direk bilgisayardan üretime dökebiliyorsun. Yada bir kalıp için defalarca uğraşmak yerine tek seferde istediğin milimetrede istediğin estetikte kalıbı tek seferde dökebiliyorsun. Artık üretimde herşey bu yazıcı ile çok daha hızlı değişecektir. Artık bir teknoloji ürününden diğer ürüne geçiş misal 3 sene değilde 5-6 aya inecektir. 5-6 ay sonra önceki ürün, yeni çıkan ürün sebebiyle artık eski işe yaramaz hale gelecek ve bu üretim ve icat döngüsü çok daha hızlı olacaktır. Aynı sanayi devrimine kadar ağır ilerleyen bazı şeyler sanayi devriminden sonra çok hızlı değişmesi gibi.

%100 Türk sosyal ağ sitesi

İstiyorum ki %100 Türklere özel, Türk diline, coğrafyasına, kültürüne özel bir sosyal ağ sitemiz olsun. Ruslar ve Çinliler yaptığını bizde yapalım. Sosyal ağ sitesinde olması gereken en önemli özellik üye sayısıdır. Arkadaş veya aile çevrende kullanım oranıdır. Ve hemen ardından özelliği, işlevselliği gelir. Ülkemizin ilk sosyal ağ sitesi sanırım Siberalem oluyor. O zamanlar kız internetten tavlanır mantığı yüzünden siberalemin yaptığı iş çok tuttu ve Türk internet kullanıcıları arasında sosyal ağ mantığı bunun üzerine kuruldu. Peşpeşe rakipleri açıldı. Bu rakipler arasında en farklı işlevselliği Yonja.com sunmuştu. Kendine sürekli yeni özellikler eklemeye çabalaması onu diğer sitelerden ayırdı ve kısa sürede 500Bin üyeye ulaşarak zamanının Türkiye rekorlarını kırmıştı. Hatta o kadar popülerdiki online alışveriş sitesi olan yonjashop’u kurmuştu. Fakat ana fikir olarak hep kız tavlama üzerine kurulu olması, daha doğrusu sosyal ağ sitelerimiz bu fikir üzerine kurulu olup, fikirlerini genişletmemeleri onların sonunu getirdi. Peşine Facebook’un Rusya ve Çin dışında tüm neredeyse tüm dünyayı ele geçirmesi karşısında maalesef bizde susup ona uyduk. İsterdim ki Facebook yerine Rus’ların Odnoklassniki.com (ok.ru) ile VK.com ile yaptığını, Çin’lilerin Weibo, Tencent, Qzone ile yaptığını biz kendi ülkemizde yapalım. Yapalım çünkü dilimiz tüm dünya dillerinden zıt bir düzende olduğu gibi mantık yapımızla zevklerimizde neredeyse tüm dünya halklarına zıt. Üstelik sadece

Öğrenci belgesi alma, sorgulama ve doğrulama

Öğrencilik kim ne derse desin zor meslek. Ben okumayı sevmedim, hele takım elbise giymek çoğu zaman sinirimi bozmuştur. Biraz kafa basıyor bazı şeylere ama ne bilim hocalarla kafamız uyuşmuyor genelde. Ama kafam uyuşan bir hoca olduğu zaman da acayip çalışırım onun derslerine. Daha doğrusu derste o ne anlatırsa şıppadanak anlarım, derse tekrar çalışmama bile gerek kalmaz. Ama ne hikmetse hocaların büyük kısmı öğrenciyi kendinden soğutmayı başarıyor, bende en ufak kıl tavrında hocadan direk soğuyorum. Hatta bir keresinde ortaokul 2. sınıfta bir hocam çok sinirlerimi bozdu, aradan 14 sene geçmiş hala derttir içimde. Orta okul bitene kadar bir kaç dersi hariç okul bitene kadar hiçbir dersine girmedim. Gerçi onunda durumu pek iplediği söylenemez sanırım. Öğrenciliğin en zor kısmıda ders kitabı okumaktan bunalanlar için evde ders çalışmak. Gerçi ilgimi çeken alanda bir ders oldumu gece gündüz uyumadan deliler gibi çalışırım o derse ama dünyanın kaderidirki sadece sevdiğin derslerden oluşan bir okul yok maalesef. Keşke olsaydı tabi. Çünkü insan sevdiği konu oldumu onun üzerine öğle bir yoğunlaşıyor ki az daha zorlasa o konunun dünyada sayılı kişilerinden olacak. Öğrenciliğin nimetleride var tabi, örneğin birçok yere ücretsiz yada çok uygun fiyata girebilme imkanı, bir hizmeti çok uygun fiyata kullanma imkanı. Bunların en başında paso gelir

Türk milletini bu kadar mı başkalaştırdılar?

Allah’a çok şükür ki milletimiz bin yıldan fazladır yardım dileyenden yardımını, aman dileyenden merhametini esirgememiştir. Fakat şu cumhuriyet döneminden itibarendir ki bu millet o millet midir, o millet bu millet midir anlayamadım. Son 80 yıldır en başta medya organların da, sonra da kendini komik sanan komedyen tayfalarının arasın da sürekli Türkler ne yaparsa en salağını yapar, Türkler yapmaz çünkü en uyuşuk, en çakal, en uyanıklığa kaçan millet bizimkisidir fikrini çok fena satmışlar. Hani derler ya kırk defa dersen olurmuş diye. İşte orada bir yanlışımız var. Beddua bir gerçektir, hak edene edersen onu ya bu dünya da ya öbür dünya da zora sokarsın, hak etmeyene edersen bu kez sen aynı duruma düşersin. İşte bizlerde son 80 yıla yakın bir zamandır biraz önce bahsettiğim şekilde kendi milletimize beddua etmekten bıkmadık ve o beddua da bir miktar tutmuş gibi. Bugün yine teknoloji haberlerine bakıyordum, Almanya menşeili Türk firması Crytek’in çıkarttığı Crysis oyunu ile alakalı haber var. Biliyorsunuz ki bu firma dünya’da ilk defa Türkçe dublajlı popüler bir oyunu hem de Türk tarafından yapılarak dünya piyasasına sunmuş ve bizi çok gururlandırmıştı. Ben de o dönem de oyunla ilgili Crysis 2 Türkçe isimli bir yazı yazmıştım. İşte bu firma oyunun diğer versiyonların da istediği başarıyı

Trafikte nasıl motosiklet kullanılır?

Abim orjinal Alman MZ’lerinin Türkiye’de satıldığı dönemde Kuralkan’da (Şimdi Kanuni oldu) motosiklet test uzmanıydı. Daha sonra kendi işyerini açtığında ben 11 yaşındaydım, beni dükkana bıraktığında çalışan motosikletden birini alır o görmeden binerdim, kendisi her ne kadar babamın korkusuna motosiklete binememe engel olmaya çalışsa da motosiklet sürmeye başlayalı yaklaşık 18 yıl olmuş. Bi kuryeci gibi günlük sürücü değilim, İstanbul sokaklarında onlar gibi günde 250-300 km yol yapmıyorum ama hatırı sayılır miktarda tecrübemiz olduğunu düşünüyorum. Aradan geçen bunca süre de motosikletçilerin en büyük derdinin 2 teker üstünde olmanın riski değil, trafikte onlar yokmuş gibi davranan 4 tekerlekliler olduğudur. Özellikle taksi sürücüleri olmak üzere (tırlar bile onlardan daha anlayışlı) birçok araç motosikletlerin yollarda olmaması gerektiğini düşünüyorlar diye hissediyorum. Bazı 4 tekerli şoförler önlerine motosiklet çıktığı zaman diğer şerite geçip gitmek yerine bazen sellektör, bazende kornaya basıp motosikletlinin nereye olursa olsun önlerinden çekilmelerini isterler. 2000’li yılların başına kadar ülkemizde motosiklet iş amaçlı kullananlar ve ona bağımlı hasta motorcular tarafından özellikle alındığı için piyasa da hem kaliteli motosikletler hem de kaliteli motorcular vardı. 2000’den sonra patlayan Çin malı çöpler sayesinde motosiklet piyasası büyük oranda acemi motorcularla doldu. Hal böyle olunca bu araçların tacizleri ciddi kaza artışına sebep olmaya başladı. Peki bir motosikletli trafikte nasıl sürmelidir?

İnsanlık tarihi kaç yıl?

Başta yahudiler olmak üzere ve hemen ardından da ateist halklar gelicek şekilde bizlere hep Allah (C.C.)’ı inkar etmek üzere baskı yaparlar. Bunları başaramadıkları için dolayı yola, yani insanlık tarihi yalanına başvurmayı tek çare görmüşlerdir. Bunlardan en bilineni tarihi kalıntılar yalanlarıdır. Hep bir fosil bulduklarında dedikleri şudur, evet tarih değişiyor, daha önce bulunan 3 milyon yıl öncesine ait ilk insan fosilini aklınızdan çıkarın, işte yeni bulunan bir iskelet fosili 4 milyon yıl öncesine ait. Bizlerde ağzımız açık vaybeee deriz sadece. Bir başkası daha yaşlısını bulduğunu iddaa eder, diğeri daha da yaşlısını, bir ilk insan Afrika’da ortaya çıkar, bir Kuzey Avrupa’da. Bir çoğumuz da bunu zaten kabullenmişizdir ve oynanan ateizm oyununun gölgesine girmişizdir de farkında değiliz. Hemen ardından gelen bir diğer yalan ise ilk konuşmayı ne zaman öğrendiği, ateşin ne zaman keşfedildiği ve yazının icadı. İlk hayvanı ne zaman evcilleştirmişiz, ne zaman alet kullanmayı öğrenmişiz, ilk çiftçilik ne zaman başlamış gibi bir çok yalan ile devam ederler. Biz biliyoruz ama farkında değiliz, bu yazılanları okuyunca bildiğimiz asıl gerçekler hiç aklımıza gelmiyor nedense. Evet, İlk İnsan ile başlayalım. İlk İnsan Kimdir? Bu soruyu sorunca hepimiz düşünüyoruz, aklımıza okuduğumuz haberler ya da ateizmin baş savunucusu belgesel kanalları National Geographic, Discovery Channel (bu kanallara dikat

İstanbul 3. Havalimanı’nın Adı?

Uluslararası İstanbul 3. Havalimanı’nın inşaatı 17 Haziran da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın temel atma töreninin ardından başlayacak. İstanbul 3. Havalimanı’nın adıda gene bu gün Başbakan tarafından açıklanacakmış. Haberlerde geçen bilgilere göre akıllarda 2 isim varmış. Vecihi Hürkuş ile Hz. Mevlana. Tamam Mevlana’yı anlarımda Vecihi Hürkuş böyle bir havalimanı için maalesef yetersiz kalmaktadır. ilk düşman uçağı düşüren Türk pilotu, ilk Türk uçağını üreten kişi olması son derece önemli işler ama bu derece büyük çaplı bir havalimanına konacak isim sırasında ondan önce çok isim gelmektedir. Benim de bir kaç isim önerim olacak. Konuşulan isimlerden HZ. Mevlana güzel, olabilir. Çünkü dünyanın bir çok yerinde oldukça iyi tanınmaktadır. Mevlana Havalimanı Benim birinci favori ismim ise 1071 Malazgirt savaşını kazanarak Anadolu’nun kapılarını bize açan, Anadolu’yu bize yurt yapan Büyük Selçuklu sultanı Alp Arslan Muhammed. Kendisi Selçuklu’nun en büyük Sultan’larındandır. Bizim bu güzel ve değerli yurda girmemizi sağlayana bu ismi vermek yakışır Alparslan Muhammed Havalimanı. Yıldırım Beyazıd, kendisi oldukça başarılı bir komutandı. Başka bir Türk ülkesini kuran ve o da çok büyük bir komutan olan Timur’a yenilmesi olan diğer tüm başarılı hallerini gölgede bıraktı. Bu talihsiz olaydan dolayı adı hiç ön plana çıkmamıştır ama bu havalimanına ismini vererek onu şereflendirmek çok iyi olur. Kendisi yıldırım gibi

İlk bilgisayar tecrübem ve internet cafe maceram

Üzerinden aşağı-yukarı 14,5 sene geçmiş, ama bu hatıramı bir yere yazmak için genede geç kalmış sayılmam. Günümüzde yeni nesil evde olsun, okulda olsun, arkadaşında olsun ya da en azından internet cafede olsun bilgisayarı daha çocuk denecek yaşlarda bırak tecrübe edinmeyi harıl harıl kullanmakta. Bizse ilk bilgisayar tecrübemizi bırak çocuklukla orta okulu taa liseye başlama zamanın da yaşadık. O da yaşamak denirse. Ortaokulu bitirmişim yeni seneye Ticaret Meslek Lisesine muhasebeci olarak girmeye hazırlanıyorum. Ha istediğimizden mi? yoo, o dönem orta okul mezunları arasında en popüler lise orasıydı. Bizde gittik yazıldık ama diploma notu ile alınıyor, mininmum tercih barajı 5/3,50 bizim ise ortalamamız 3,45. Tembelde bir öğrenci değildim ama sarmıyordu o zamanlar okul, ite kaka geçiyorduk sınıfları. İmamhatiplerin kapatılan orta bölümlerinin son öğrencileriydik, bizler bu okuldan iyice soğuyalım diye ne kadar vasat ya da insanı okuldan soğutan öğretmen varsa bizim okullarımıza göndermeye çalışmışlar anlaşılan. Bizde haliyle çocukluk dönemleri bu oyuna geldik ve imamhatipin lisesinden devam etmek yerine başvurduk Ticaret Meslek Lisesine. O günlerde Özkan isimli bir arkadaş ile ilçe merkezinden evimize doğru gidiyorken yolda Muhammed isimli bir arkadaşımıza rastladık. İlçe merkezinde bir internet cafe açılmış oraya gidiyormuş, bizi de çağırdı, meraktan takıldık peşine. İnternet cafe bir binanın bodrum katındaydı, bu sebeple yıllarca

Saatler ileri alındı, herkesin kafası karıştı

Yaz saati uygulaması kullanan ülkeler için saati ileri alma zamanı 30 Mart 2014 Pazar günü. Fakat ülkemizde bu günün tamda seçim gününe denk gelmesi sebebi ile Yüksek Seçim Kurulu saatlerin bir gün sonra 1 saat ileri alınması kararını almış. Böylece tüm dünyanın aksine ülkemizde saatler 31 Mart 2014 Pazartesi sabahı saat 03:00’de ileri alınacak. Hal böyle olunca benim gibi durumdan haberi olmayan birçok vatandaşın kafası bugün epeyi karışmıştır sanırım. Sabah saat 04:50 gibi kalmam gerekiyordu, bir arkadaşla bir yere gitmek için. Saat 04:58’de kalktım, arkadaşı aradım, arkadaş dedi benim saat tamam ama tüm TV’lerde saatler 03:58’i gösteriyor. Konudan da haberimiz olmayınca kafalar haliyle epeyi karıştı. Sonra internette haberi okuyunca haliyle durumu farkettik. Bu olay neye yaradı derseniz 🙂 geç kalkmaktan kurtulduk o 😛

Bor’la çalışan araba yapsak ya

Bilim ve sanayi bakanı Fikri Işık yaptığı açıklama yerli otomobil üretecek firmayı bulduklarını belirtmiş. Yeni otomobil benzinli piyasada rekabet olmayacağı için elektrik ile çalışan araçlardan olacağını belirtmişler. 100 milyon lira devlet desteği verileceğini belirtmiş. İyi hoş ama elektrikli araçlar bana hiç ilgi çekici gelmiyor. Şarj sürelerinin uzunluğu, gidebildikleri mesafe, motor torku, en başta beni iten kısmı sessiz oluşu. En azından bi motor hırıltısı, titremesi olaydı gene belki derdim ama olmuyor. İnsan bir türlü ısınamıyor bu elektrikli otomobillere. Hem yıllardan beri ODTÜ ve İTÜ otları elektrikli otolarıyla övünüp dururlar ama bu üniversitelerin bilim adına, ilermek adına bir düşünceleri olmadığı için (kendi fikrim) yıllardır piyasaya süremediler o otomobillerini. Yeri gelmişken ODTÜ otlarına bir laf daha çakayım, 2008 yılıydı sanırım, bir gazetenin bir köşesinde küçücük bir yazı okumuştum. ODTÜ’lü araştırmacılar plastik ekrandaki yeşil renk sorununu çözüp gerçek renkleri verir hale getirip patentini aldıklarına dair. Bir süre sonra bir haber daha okumuştum, o da küçücüktü. ODTÜ bu buluşun patentini yabancı bir firmaya sattı diye. Bu teknoloji ile şu anda katlanabilir ekran yapılıyor. Ayrıca daha geçen ay okuduğum bir haberde Harvard üniversitesinin yıllık masrafı 42milyar dolar ve üniversitenin icat ettiği ürünlerden gelen satış ve telif hakkı parası 43milyar dolar diye. Elin adamının üniversitesi kendi masrafını